Boşluk...
Herhangi bir şehir tam arkamızda.
Herhangi bir zaman,
Herhangi bir ten.
Bildiğimiz tek şey; her yan simsiyah.
Yürüyoruz; soğuk ıslak ve bu kez az ötede olduğunu bildiğimiz yol ayrımının tedirginliğiyle.
Eller tekrar kavuşamayacak olmanın çaresizliğinde;
Ve bedenler,
Ve ruhlar da öyle.
Tam da bu saniye, bu an...Ve bundan sonra rengin;
Siyah.
31 Mart 2014 Pazartesi
24 Şubat 2014 Pazartesi
Hayat Fena Halde...
Belki Se'n yoktun.
Belki de hiç olmamıştın.
Hayat Se'nin var olduğunu zannettiğim piç bir oyundu.
Ve
Bu kez oyun kuralına göre oynandı.
19 Şubat 2014 Çarşamba
Doğu Ekspresi
Yüzün camın garantisinde, Doğu Ekspresinde bir yolcuydun.
Dağlar, tepeler ve coğrafyalar aşıyordun, kaçıyordun benden; biliyorum.
Her yan göğün grisi, toprağın kahverengisi, ağaçların yeşili ve dünya biraz gözlerinin elasından ibaretti.
Gözlerin mi yaşarıyordu sebepsiz, yoksa ağlamanın sebebi miydim ?
Sorunun cevabı senin dilinde....
Tren dağların içinden geçtikçe kararıyordu kompartımanın içi ve gün doğuyordu; ışık gözlerine değdiğinde.
Dilinde bir soru:
"Giden mi olmak zor, yoksa kalan mı".
...
Raylar uzar,
Hayat uzar,
Masal uzar gider.
Akılda bir Sen kalır ve gökten asla düşmez üç elma.
6 Şubat 2014 Perşembe
Devşirme Kaltak
Sınıfa kıçını kıvırtarak girdi Devşirme Kaltak.
Tüm sınıfı şöyle bir süzdü; tüm sınıf: Ben, sen, o, biz, siz, onlar.
ve birkaç tane sivilceli mastürbatör.
"Çocuklar" dedi, "Bu ders döneminde..." daha fazla dinlemedim. Üzerindeki "İzmir" tişörtü dikkatimi çekti.
O konuşup, sakalları yeni palazlanan mastürbatör şirinle hasbıhal ederken, ben tecavüze uğramış, tişörtü parçalanmış ve ruju akmış halde hayal ediyordum.
Yüzümde gayri ihtiyari bir gülümseme...
Bana döndü Devşirme Kaltak: "Siz" dedi, "Siz kendinizden bahsedin".
"Gözlerimin önünde zencilere yem olmanı istiyorum" demedim, diyemedim. Dudaklarım aralandı, ağzımdan çıkan her kelime peşi sıra bir diğerini çekiyordu ruhumdan
Kelimeler boğazına düğümlendi Devşirme Kaltağın, ağlamaklı oldu.
Tüm sınıf susmuş dehşetten açılmış gözlerle bize bakıyordu.
"Sen" dedi, "Sen dersten kaldın".
Gülümsedim.
Dünya dönüyordu,
Devşirme Kaltak ağlıyordu,
Dehşetle açılmış gözler ağır ağır eski haline geliyordu,
ve
En ön sıradaki sivilceli mastürbatör az önce sikinde olan elini yüzüne götürmüş yeni tomurcuklanan sivilcesini patlatmakla meşguldü.
Tüm sınıfı şöyle bir süzdü; tüm sınıf: Ben, sen, o, biz, siz, onlar.
ve birkaç tane sivilceli mastürbatör.
"Çocuklar" dedi, "Bu ders döneminde..." daha fazla dinlemedim. Üzerindeki "İzmir" tişörtü dikkatimi çekti.
O konuşup, sakalları yeni palazlanan mastürbatör şirinle hasbıhal ederken, ben tecavüze uğramış, tişörtü parçalanmış ve ruju akmış halde hayal ediyordum.
Yüzümde gayri ihtiyari bir gülümseme...
Bana döndü Devşirme Kaltak: "Siz" dedi, "Siz kendinizden bahsedin".
"Gözlerimin önünde zencilere yem olmanı istiyorum" demedim, diyemedim. Dudaklarım aralandı, ağzımdan çıkan her kelime peşi sıra bir diğerini çekiyordu ruhumdan
"Şizofren bir içsesim var benim ve ikimizde seni "Pariste Son Tango" filmindeki gibi anal bir tecavüze uğrarken seyretmek istiyoruz. Üstelik tereyağı hakiki Karadeniz tereyağı olursa tadından yenmez"
Kelimeler boğazına düğümlendi Devşirme Kaltağın, ağlamaklı oldu.
Tüm sınıf susmuş dehşetten açılmış gözlerle bize bakıyordu.
"Sen" dedi, "Sen dersten kaldın".
Gülümsedim.
Dünya dönüyordu,
Devşirme Kaltak ağlıyordu,
Dehşetle açılmış gözler ağır ağır eski haline geliyordu,
ve
En ön sıradaki sivilceli mastürbatör az önce sikinde olan elini yüzüne götürmüş yeni tomurcuklanan sivilcesini patlatmakla meşguldü.
29 Ocak 2014 Çarşamba
62, Tavşan ve 69
İnsanın aklına ya kaçarken ya da sıçarken geliyor işte.
Alafranga helaya kıçımı park etmiş, dün yediklerimin özetini çıkarıyordum. Evet, evet; sıçabiliyordum, o halde mutluydum.
Vakit boş geçmesin diye telefonumdaki ultra dandik araba yarışında Schumacher edasıyla makas ata ata ilerlerken o soru düştü aklıma.
"69 bunun neresinde ?" sorusu akla gelebilir haliyle.
Tavşan sahibiyle tavşanları görüp hemen oracıkta 69 oluverdik bizde.
Yok lan yok. Kızın suratı biraz kızardı ben dalga geçerken. Olayı bir şekilde 69'a bağlayıvereyim dedim hepsi bu.
Velhasıl oluşturduğum bu beyin fırtınasında, bu karmaşık duygu yumağında arapsaçına dönmüşken gözüme ilişti:
Alafranga helaya kıçımı park etmiş, dün yediklerimin özetini çıkarıyordum. Evet, evet; sıçabiliyordum, o halde mutluydum.
Vakit boş geçmesin diye telefonumdaki ultra dandik araba yarışında Schumacher edasıyla makas ata ata ilerlerken o soru düştü aklıma.
"Tavşanı 62'den mi yapıyorduk, 69'dan mı ?"Sonra aklıma ilkokul öğretmenimin 62'den yaptığı o şaheser(!) tavşanlar geldi. Tam "Oh be rahatladım, sıçmaya devam edeyim" derken aklıma bir bayan kişisi arkadaşımın yavruyken alıp büyüttüğü bir çift tavşanı geldi. Tavşanlarını bana gösterirken "PB ne de sevimliler değil miiii ?" diyordu ki erkek tavşanın dişiye hallenmesi ve "ohannes" nidalarım eşliğinde kısa ama ateşli bir sevişme sahnesi.
"69 bunun neresinde ?" sorusu akla gelebilir haliyle.
Tavşan sahibiyle tavşanları görüp hemen oracıkta 69 oluverdik bizde.
(Birde bu tavşanlar var, ama konumuzla fazla alakası olmayan arkadaşlar bunlar)
Yok lan yok. Kızın suratı biraz kızardı ben dalga geçerken. Olayı bir şekilde 69'a bağlayıvereyim dedim hepsi bu.
Velhasıl oluşturduğum bu beyin fırtınasında, bu karmaşık duygu yumağında arapsaçına dönmüşken gözüme ilişti:
"Tırnaklarım uzamış, keseyim bari"Sonuç itibarı ile:
- Tırnaklarım artık kısa,
- Tavşanı 62'den yapıyoruz,
- 69'u tavşanın sahibiyle yapıyoruz.
27 Ocak 2014 Pazartesi
Tenin Üç Hali - Koku
ve Tanrı kadını yarattı...
Ete kemiğe büründürdü onu ve kokuyu bahşetti.
Teninin kokusunu önce boynuna zerketti, bundan dolayıdır ki uzun uzun içime çekmeyi sevdim ten kokunu; ve boynun kokunun miladı oldu.
ve memelerine zerketti kokuyu, anne koktun, kadın koktun.
Bundan dolayıdır ki memelerin huzurum oldu, usul usul emip koklarken.
"Am" denilen bir et parçası bahşetti Tanrı kadına.
...
ve kadın, dişi koktu...
Ete kemiğe büründürdü onu ve kokuyu bahşetti.
Teninin kokusunu önce boynuna zerketti, bundan dolayıdır ki uzun uzun içime çekmeyi sevdim ten kokunu; ve boynun kokunun miladı oldu.
ve memelerine zerketti kokuyu, anne koktun, kadın koktun.
Bundan dolayıdır ki memelerin huzurum oldu, usul usul emip koklarken.
"Am" denilen bir et parçası bahşetti Tanrı kadına.
...
ve kadın, dişi koktu...
4 Ocak 2014 Cumartesi
An
An'ların bir gizemi olmalı, anılarda gizli kalsa da...
Tıpkı Se'ni ilk gördüğüm an gibi.
ve yüzün aynı,
ve gülümsemen...
Dokunmasam da tenin aynı biliyorum.
Se'n oradasın, tam karşımda.
Yüzümde tebessüm ve seyreyliyorum tadına vara vara...
Tıpkı Se'ni ilk gördüğüm an gibi.
ve yüzün aynı,
ve gülümsemen...
Dokunmasam da tenin aynı biliyorum.
Se'n oradasın, tam karşımda.
Yüzümde tebessüm ve seyreyliyorum tadına vara vara...
26 Aralık 2013 Perşembe
Beyaz
İki mumun yandığı karanlık bir oda...
Aydınlık, sadece mumların cılız ışıklarında görebildiklerimiz.
Hani görmesekte, hani beş duyumuz bunu algılamaktan fersahlarca uzak olsa da her yan beyaz.
Duvarlar, tavan ve yerler.
Ortada bir yatak; yatak beyaz ve çarşafta.
Üzerinde Sen ve Ben; dizlerimizin üzerine oturmuşuz ve yüzyüzeyiz...
O gece, o saat, o dakika ve o an, şehvani hiçbir şey yok dünyada.
Dünya tenden ve zevkten arınmış; dünya beyaz.
Nefes sesi var oda da, nefeslerin sesi. Gözlerim dikilmiş gözlerine. Konuşmuyor iki beden, konuşmuyor Kays ve Leyla. Kelimeler sanki yaratılmamış...
Nefes sesi var oda da, nefeslerin sesi. Gözlerim dikilmiş gözlerine. Konuşmuyor iki beden, konuşmuyor Kays ve Leyla. Kelimeler sanki yaratılmamış...
Parmaklarım gidiyor saçlarına. "Sen; ahh benim kaburga kemiğim, ahh benim sol yanımın boşluğu".
Sol elim çeneni kavrıyor hafifçe ve kaldırıyorum başını biraz.
Dudağının tam kenarına, evet tam kenarına konduruyorum dudağımı.
"Ab-ı Hayatım, hoşgeldin hanene".
Ve elin dokunuyor saçlarıma. Dudaklarından dökülüyor cümleler:
"Yüzyıl süren yanlızlığım, efendim, kölem. Hoşgeldim hanene"
Ve sarıp sarmalıyor birbirini, iki tenden arınmış ruh, iki Cennet sürgünü...
Hayat o anda başlıyor, hayat o anda bitiyor.
İki ruh yanıyor, eriyor, kül oluyor.
6 Aralık 2013 Cuma
Masturbasyon
Ruhumu boşaltmaya ihtiyacım var bebek, bilmem anlatabiliyor muyum kendimi ?
Hayatım bir ileri bir geri giderken - ruhsal bir masturbasyon eşiğinde -, boşalamamakla yüzyüzeyim.
Ruhum sikimden oluk oluk akarken gülümsemeye, küçülmeye, yok olmaya ihtiyacım var.
Hayatım bir ileri bir geri giderken - ruhsal bir masturbasyon eşiğinde -, boşalamamakla yüzyüzeyim.
Ruhum sikimden oluk oluk akarken gülümsemeye, küçülmeye, yok olmaya ihtiyacım var.
Hayat=Yaşam+Ölüm
Mağaranın rutubet kokan havasını derin derin bir kez daha çekti içine yaşlı seyyah...
Gözüne ufacık gelen ışık huzmesine doğru ağır ağır attı adımlarını;
ışık daha büyüdü,
adımları daha büyüdü,
seyyah daha büyüdü.
Işığın kaynağında artık mağaranın uçuruma açılan ucunda olduğunu anladı.
Biraz tütün sardı, dumanını çekti içine ve karşısındaki dümdüz ovaya baktı...
Arkasında kocaman bir karanlık, bir adım sonrası sessiz bir ölüm ve ölümden sonra dümdüz bir vadi.
Yere bağdaş kurdu ve gülümsedi...
Gözüne ufacık gelen ışık huzmesine doğru ağır ağır attı adımlarını;
ışık daha büyüdü,
adımları daha büyüdü,
seyyah daha büyüdü.
Işığın kaynağında artık mağaranın uçuruma açılan ucunda olduğunu anladı.
Biraz tütün sardı, dumanını çekti içine ve karşısındaki dümdüz ovaya baktı...
Arkasında kocaman bir karanlık, bir adım sonrası sessiz bir ölüm ve ölümden sonra dümdüz bir vadi.
Yere bağdaş kurdu ve gülümsedi...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

