28 Aralık 2015 Pazartesi

Zeynep vs Didem

Vücudunu saran dar elbisesinden ileri fırlayan, düzene başkaldıran, asi, iri, diri, öhmm memeleri ile yürüyerek geldi Zeynep. Dudaklarının kırmızısını dişleri ve dili ile hafifçe yokladı karşımda.
"Buyurun Pantolon Balığı Bey" dedi, "Krediniz onaylandı".
Sonrası uzun bir imza maratonu...
İlk imzam ile son attığım imza arasındaki benzersizliğe şaşırmış gibi yaparak kıkırdadı.
Memeleri masanın üzerine gelecek şekilde yaslandı, "Biliyor musunuz bende arabamı değiştirmek istiyorum" gibisinden birşeyler geveledi. Geveledi diyorum, gözüme gözüme soktuğu memeleri beynime ulaşıp oradan iç kulağıma uzanmıştı bile; görmüyor, duymuyor, işitmiyordum.
Arada duyabildiğim sözler olmuyor değildi hani:

Z:Hava yastığı benim için önemli.
PB: Bence de, dedim. İkisi de çalışır durumda değil mi ? Arada bir kontrol ettirin.
Z: Aaa dedi, sadece iki tane olduğunu nereden biliyorsunuz, araba işlerinden iyi anlıyor olmalısınız.

"Ulen ikisini de gözüme soktun" diyemedim." Eh" dedim "Anlarım biraz".


Zeynep arabasını anlatıp ben de memelerine dalmışken yan taraftan bir ses daha duyuldu. "Didem Hanım ehehe" sesleri ile adını tahmin, tahlil vs etmeye gerek kalmadı. 

Analiz :
Didem. Boy 165-167 cm. Kilo 52-55kg. Gözler kahverengi, saçlar kestane. Vücut beyaz. Kuvvetle muhtemel İç Anadolunun çorak topraklarında ılgıt ılgıt esen rüzgar....Eeeeh boşverin. 
Memeler 80, kıç güzel.

Didem ve banka müşterisi önce sosyalizmden başladılar, kominizme kadar uzandılar. Belli ki Marx hakkında az da olsa fikirleri vardı. "Kahrolsun vahşi kapitalizm" dediler. Halkların kardeşliği ve gelir adaletsizliği ektiler bir tutam.
Konu ilgimi çekti, Zeynep memelerini masadan çekti.
"Kapitalizmin göbeğinde kapitalizme giydiriyorsunuz, farkındasınız değil mi ?" dedim. Didem gülümsedi.

Analiz 2:
Dişler iyi durumda, görülen kısımlarda implant yok, sigara lekesi, sararma mevcut değil.

Ne kadar süre geçti hatırlamıyorum...
Son hatırladığım Didem arabasını yıkamacıya verdikten sonra üzerine sürdükleri koruyucudan, ben önceki arabamdan dem vururken Zeynep'in memelerini masaya vurup "Rest" demesiydi.


Edit: Didem'in bacaklarınında şahane olduğu bankaya ikinci ziyaretimde tarafımdan tescillendi.



25 Temmuz 2015 Cumartesi

Arçibıl'la Sohbetler Serisi - Vol X

Arçibıl: Abim !
Laaaaan.
Arçibıl: Ben geldim abi, döndüm. Bir ben vardı sende ve bir sen bende. Uzun uzun aradım bizi biz yapanı, buldum. Hamdım, piştim, kül oldum.
Özledim olum seni, eksik parçam; gel sarılayım sana, titresin içim. Fışkırsın tene sığmaz ruhum.
Arçibıl: Arafta kalalım abim, olmamız gerektiği yerde.
Peki. Araf denilen o kuş uçmaz çölde, sonsuza kadar hemde.

3 Temmuz 2015 Cuma

Güle Güle

*Aşağıda anılacaklar dün ile on yıl öncesi arasında bir zaman diliminde yaşanmış olabilir. Yaşanmamışta olabilir. Hafızamı zorluyorum, hatırlayabildiklerim sadece yazılacaklardan ibaret.

"Gidiyorum" dedi.
Hayatımda gideceğini söyleyen kimseye "Kal" demedim, diyemedim. Belki benim lanetimde buydu, bilmiyorum.
"Biraz oturalım" dedim, bir mum yaktı, karşıma oturdu.
"Sadece bir mumluk vaktimiz kaldı" dedi.
Keşke keşkesiz bir hayat mümkün olabilseydi, olmadı.
Anlatacağım milyonlarca şey olmasına rağmen, dilinden anlamsız birkaç kelimenin dökülmesi ne kötü.
Farklı zamanlarda, farklı hayatlarda rast gelebilirdi rotalarımız, maalesef.
Şimdi yeni bir hayata, üstelik canına can katmışken yelken açman bilsen benim için ne tuhaf.
Giden mi zor, geride kalıp el sallayan olmak mı ? 
Kafamdan anlamsız cümleler katarı geçti durdu. hiçbiri dilime dökülemedi. - Bilirsin afili cümleler kuramam ben -
Mumun alevi cılızladı, vakit yaklaştı.
Vakit ayrılık, vaki veda vakti.
Alev son bir kez daha titredi,
Güle güle dedim, mum söndü, O gitti.


23 Haziran 2015 Salı

Beşi Bir Yerde

Hayatımın belki de en zor günü beni bekliyordu...

Daha önceleride benzer hadiseler yaşamıştım üstelik. Aynı odada 3 farklı kişi varken onlarla tek başıma mücadele(!) etmiş ve harika performanslarda göstermiştim. Ama bu kez farklıydı, bu kez ben hariç beş, evet tam beş kişi vardı odada. Yetebilecek miydim acaba ? Stres, heyecan, adrenalin...
Loş bir odadaydık. Her giren önce benimle bir göz teması kuruyor ve pis pis sırıtıyordu. Ekip tamamlandığı anda fazla beklemeyelim fikri hasıl oldu hepimizde.
İlki önüme geldi ve "İşte benimki bu" diye gösterdi. Sonra bir diğeri ve diğerleri.
Hepsi birbirinden leziz, birbirinden zor.



İlkine giriştim, seri halde, olanca hızımla. Sol şakağımda ince bir ter tanesi hissettim. Odada geri kalanlar bizi izliyor, bir yandan da fazla ses çıkarmamaya özen göstererek aralarında kıkırdaşıyorlardı. "Klimayı mı çalıştırsak acaba ?" dedi yaşça en büyük olanı. Yüzümden akmaya başlayan ter damlaları ve vücudumun her yanını basan sıcaklık "Evet" demem için yeterli sebep oluşturuyordu.

Sonra içlerinden biri "Eğer sizi rahatsız ediyorsak dışarı çıkabiliriz" diye birşeyler geveledi. "Hayır" dedim, "İzleyin ve keyfini çıkarmaya bakın".
Sonra ikincisini özenle masanın üzerine yatırdım. Parmak uçlarımla, kibarca dokundum ona.
Ve üçüncü,
ve dördüncü,
ve sonuncu...

İtiraf etmeliyim; en detaylı çalışmayı beşincide yaptım. En mükemmel performansım da buydu diyebilirim.

10 dakika ara verdik, evet sadece 10 dakika. Benim insan olduğum unutulmuştu sanki. Ve ritüel tekrar başladı. Bu kez belirli bir sıralama olmaksızın gelmeye başladılar. Bazen ikisi, hatta üçü aynı anda gelip beni nefessiz bırakıyorlardı. Vücudumun halsizleşmeye başladığını hissediyordum. Yapmaktan keyif aldığım bu şeyden koşarak uzaklaşma isteği belirdi bir anda.

"Selam abi, ben kaçarak uzaklaşma isteği" diye kendisini tanıttı. "Siktir git lan" diye tekme tokat daldım. Zaten hırslı ve performanslıyım. Böyle "dup dup dup" vuruyorum. Allah yaratmış demiyorum.
Neyse efendim konumuza dönelim. Gücüm tükenmeye başlamıştı ve beşli hep beraber üzerime üzerime geliyordu. Birer ikişer saydırayım dedim olmadı. Nihayetinde bulduğum ilk koltuğa çöktüm kaldım aniden. "Benden bu kadar" dedim.
O an bir ferahlık hissettim. Sanki bir aydınlanma, bir huzur. "Hassiktir" dedim, tavandaki klimanın serinliğiymiş. "Terliyim, hasta olmasam bari".
Hep bir ağızdan sözleşmişçesine "Sen odadan çıkabilirsin, biz aramızda görüşüp az sonra çağıracağız seni" dediler.
Odadan çıktım, kafam karışıktı, midem bulanmış, beynimse süngere dönmüştü.




10 dk. sonra:

"Tebrikler" dediler, "Doktora yeterlilik sınavını başarıyla geçtin". "Aralarda zorlanmış olsanda, cevapların bizi tatmin etti".
"Sizi tatmin etmek mi ?"
"Yahu beni böcek gibi ezdiniz, dinlene dinlene dövdünüz, beynimi tokatladınız, yenilmedim ama ezildim, salıncak kurup ağzıma sallana sallana sıçtınız. Japonlar "Göte giren şemsiye açılmaz" derler(bu sözü bir başka millette söylemiş olabilir, emin değilim). Ulen siz benim götüme normal şemsiyeyi bırak plaj şemsiyesi...Bırak bırak onu da bırak bildiğin eşşek kadar büfe şemsiyesini sokup içimde açtınız. Bu mu sizin tatmin anlayışınız amk" demek isterdim, diyemedim.




Velhasıl yeterli gelmişim. Darısı doktora tezine...


2 Haziran 2015 Salı

Güzelleme(!) - II

Seni yapan babayı, doğuran anayı(*),
Doğurtan ebeyi ve dahi tüm doğum ekibini,
Gelmişini geçmişini,
Beşiktekini, mezardakini, bilcümle akraba-i taallukatını,
Yüzünü, suratını, sıfatını ve tüm eşanlamlı taraflarını,
Aldığın nefesi, soluduğun havayı(hatta dumansız hava sahanı), gökyüzünde güneşini,
Vücudundaki tüm eklemleri, kasları(düz, çizgili, kalp kası ayırt etmeksizin) ve tek tek herbir hücreni,
Saçının siyahını, grisini, beyazını ve sonra tüm bu kıl&tüy yumağını,
Giydiğin abayı, dirsek yasladığın masayı,
Canlı bir an bile geçirdiğin her coğrafyayı,
Coğrafya demişken; başta coğrafyacı olmak üzere her hocanı,
Yüzünde gülümsemeni, kulağında uğultunu ve gözyaşı kanallarını,
Sesini, ses tellerini ve herbir notanı ayrı ayrı,
Elini, kolunu, yüzünü, kulağını, burnunu, belini, sırtını ve bi-t-tamam uzuvlarını,
Seni sen yapan herşeyi,
Seni;

SİKEYİM !!!
Başımıza müdür olarak oturtulan deyyus.

(*) : Anayı karıştırmasan iyi olacaktı diyeyeceklere: O kaltak bu deyyusun peydahlandığı gece bacaklarını aralamasaydı bu veled-i zina başımızda olmayacaktı...

21 Mayıs 2015 Perşembe

Hiçliğe Dair

Beynim bitti,
Ruhum,
Bedenim,
ve ben...
Kelimelerimde tükeniyor sanırım;
Yavaş yavaş.


14 Nisan 2015 Salı

Karmaşa

Nedir içimdeki bu Sen sevdam ?
Buğulu bir cam misali...
Üzerine adını yazıyorum çokca, akıp gidiyorsun.
Siliyorum, her buğuda hayat buluyorsun.
Odayı terk ediyorum, üşüyorum.
Her nefesimde camda hayat bulacağın yeni bir yer ve yeni bir Sen...
Sorun her nefesinde yeni bir sana hayat üfleyen Ben'imdir belki,
Bilmiyorum.

8 Nisan 2015 Çarşamba

Beyin Terk Vol-II

İnsan yavrusu doğdum.
Küçüktüm; beni sevenlerin gözünde tam bir eşek sıpası.
Büyüdüm; eşek kadar adam oldun dediler.
Aşık oldum; içimde kelebekler uçuştu.
Sarhoş oldum; kafamda filler s*kişti.
Terk edildim; bedenim karıncalandı.
Terk ettim; içimdeki çakal belirdi.
Dokundum tenine; kuduz köpeklerim uludu.
Kendimi kötü hissettim; arslansın dediler,
Kendimi iyi hissettim; maymunluk yapma diye gevelediler...
"İnsandan geldim, terliksi hayvana mı gidiyorum" diye düşünmüyor değilim.
Toprağın altında bedenimi saracak kurtcuklardan ibaret hayat, heyhat.


26 Mart 2015 Perşembe

Beyin Terk Vol-I

Yorgunum, uykusuzum...
Fazla koşuşturma, seyahat vesair sebeplerden mütevellit serebral vajinismus hali hasıl oldu bünyemde.
Kendi kendime bugünü tatil ilan etme kararı verip "Sokarım işine gücüne" tribi attım kendime.
Kahvemden höpürdetip en hakiki çakma Beats kulaklıklarımıda taktım kulağıma.
Başladım Arifin Manhester'e attığı golü aramaya.




Henüz Arif'le başlayıp Manchester' varamamışken işin rengi değişti. Youtube bana video önerdikçe önerdi. Sürekli birşeyler tıklıyorum. Hatta paso tıklıyorum. Bir ona tık, bir buna tık.
Veeeeee...




Ahanda burada takıldım kaldım. Videoyu o kadar izleMEME karşın her seferinde yinele tuşuna tıkladım.
Tuş yandı, tuş ağladı, tuşun ırzına geçildi.
Hayır zannettiğinizin aksine kırmızılı hatunun bacakarasına bakmadım. Cidden bakmadım.
Tamam biraz bakmış olabilirim. Hani bir tık, bir anlık göz kayması...
Eeeeeeeh hala "Hassiktir bakmamışmış" diyenler varsa: Tamam lan baktım. Hatta videoyu duraklatarak uzun uzun baktım. Kesmedi bir de sigara tellendirdim.
"Şeytan ayrıntıda gizlidir" diyenler için videonun 720p izlenmesini öneririm.
Size iyi seyirler, ben Arifin Manhester'e attığı golü aramaya devam ediyorum.
Arif olan understood.
İyi Bayramlar.

18 Şubat 2015 Çarşamba

Ölüm

Part I

Herşey bir rüyayla başladı.
Kurgu o kadar mükemmeldi ki...
Yanına gittiğim ilk kişi "İyi adamdı rahmetli" diyordu. Kafamda bir dolu soru işaretiyle bir başkasının yanına gittim. Uzun uzun konuştuk. "Severdim kendisini" dedi. "Genç yaşta gitti rahmetli".
Yapbozun parçaları gibi her konuştuğumdan bir parça topluyor ve sonuca ulaşmaya çabalıyordum.
Tabutu musalla taşına koydular, peşisıra bir kalabalık.
"Nasıl bilirdiniz ?" diye sordu imam, hep bir ağızdan "iyi bilirdik" dedik. Kimdi, neyin nesiydi bilmiyordum aslında. Tek bildiğim eğer cenazesindeysem bir yakınım olduğu gerçeğiydi ve yakınımsa "iyi" bileceğim kadar iltimas hakkı vardı.
Tabut omuzlarda taşınırken konuşmalara kulak kabartmaya çalıştım. 
"İyi çocuktu Pantolon Balığı diyordu birisi".
"Nasıl lan ?" dedim. Şaka yapmıyordu adam, ciddiydi. Sonra tüm konuşmalar -sesler yükselerek- kulağıma çalınmaya başladı. Ölmüştüm ve tabutumun peşisıra yürüyordum. Dokunmaya, konuşmaya çalıştığım kimse beni görmüyor ve duymuyordu.
Mezara koydular, biraz toprak vesaire.
İnsanlar dağılırken derin bir nefes çekerek uyandım.

Part II

Sıradan bir günde sıradan bir dalış olacağını düşünmüştüm oysa ki.
Dalış elbisesi, patik, eldiven, maske vs vs vs...Tümünü kuşanıp salıverdim kendimi denize.
Umduğumun aksine görüş iyi değildi. Nefeslenip aşağı iniyor ve etrafımı inceliyorken bir karaltı belirdi ilkin. büyüdü ve büyüdü. Aramızda 2 metrelik bir mesafe kalınca ne olduğunu idrak ettim: Köpekbalığı.
Korkmadım ! 
(Korkulacak birşey de yoktu üstelik. İşim gereği yabancı olmadığım bir canlı ve bizim denizlerimizde insana ilişecek bir türü de yok. Üstelik sonraki iki dalışımda, daha net bir görüşün olduğu zaman, arkadaşla yine burun buruna geldik.)
Mesela korkmak, çekinmek değildi. Ama bir dişiyle bile kan kaybından öldürecek bir canlı ile dipdibe olmak.
Çağrışım gecikmedi bünyemde: Ölüm. Dibimde kol geziyordu.

Part III

Arabayla sakince ilerliyordum. İlkin yol kenarındaki bir adamın "yavaşla" anlamında el kol hareketi yaptığını görüp önemsemedim. Sonrasında yolun benim bulunduğum kesiminde araç yoğunluğu arttı ve bingo.
Önümdeki araçlardan dolayı neredeyse durmak zorunda kaldığım noktada, yolun karşı kenarında kalabalık. Yolda ise ne olduğunu çözemediğim birşey ve bolca kan.
Çözmem birkaç saniyemi aldı, polis yerdeki o şeyin ayaklarından tutup kenara doğru çekerken.
Yarım bir adam ve diğer yarısı paramparça asfaltın üzerinde.
Sahne fazlasıyla ağırdı...
Ve çağrışım gecikmedi...
Ölüm...

Ölümden korkan bir adam değilim, nihayetinde birgün olacak. Ama bu düşüncenin bir süredir kafamda olması, attığım her adımda benimle yürümesi fazlasıyla bunaltıcı.
Havalardandır belki, belki de yaş'lanıyoruzdur gün be gün... 

16 Şubat 2015 Pazartesi

Sebepsiz, Edepsiz Bir Komedya...

Kendimi aradığım, bulamadığım nedensiz "keşke"lerin tam ortasındayım.
Hangi yanım ağır basıyor, bilmiyorum.
Hayal miyim gerçek mi ?
Melek mi, şeytan mı ?
Hayat dokunduğum şeylerden mi ibaret, zahiri mi ?
Bilmiyorum.
Ansızın bastıran bir yağmurun ortasında kalmış, çaresiz kimseler gibiyim;
Gün batarken ve gün doğarken...


2 Şubat 2015 Pazartesi

Üçün Biri

"Ne kadar da zevzeksin" dedi biletlerin parasını uzatırken.
Sustum.
"Hala noel babaya ve piyangodan zengin olabileceğine inanan saftirikler varmış be" dedi, sustum.
Sadece pisbir sırıtma.

Ne oldu senin biletler diye sordu?
İş, güç derken unutmuştum." Nasılsa amortiden başka bir bok yoktur" diye iç geçirdim, kuyruğunu bacaklarının arasına kıstırmış bir it edasıyla. Arama kutucuğuna elimdeki dört biletten ilkinin numaralarını girdim ve enter tuşuna bastım.


Hay amk. O bileti alan eli, elime o eylemi yaptıran beynimi s*keyim.
Nasip bir sonrakine diyerek ikinci biletin rakamlarını girdim. 
"Please next one"
Beni o biletçiye göüren ayaklarımı da s*keyim.
Artık umutlar tükenrken üçüncü biletin numaralarını istemeyerek girdim ve enter tuşuna bastım.
"Kazandınız" yazıyordu. 
"Şaka mı bu ?" diye aklımdan geçirdim. Numarayı 3 kere daha girdim. Yok lan, her seferinde sonucu gözüme gözüme sokuyordu milli piyango: "Kazandın olum, artık milyonersin"
Sol yanımda ekrana kilitlenmiş arkadaşa döndüm. "Zevzek demek ha" dedim, sustu.
4. bilete ne oldu diye düşünenler varsa arkadaşın kıçından ufak bir operasyonla çıkardılar. Onu oraya kim soktu diye düşünen pollyanna'lara tek diyeceğim: "Kıroyum emme para bende".
...
Para bok, hatta paçalardan akıyor.
3 Latin hatun...Fantezinin adı Üçün Biri.
Ancak 3 hatunun biri fazla güzel, diğer ikisi ise sıradan.
Yalancı bir cennetin yaşanacağı gece için herşey hazır. Tekila, büyük bir otel odası vs, 4x5 ölçülerinde bir yatak.
Üçü de göğsünü gere gere dolaşıyor ortalıkta, kıvrımlı kalçalar...Tanrı latin hatunlarını safi kıçtan ibaret yaratmış diye düşünüyorum.
Utanma kavramı ise kapının diğer tarafında.
O gecenin ana teması "sınırsız zevk".
Ön sevişme kısımlarına takılmıyoruz. Tutan(Ben), tuttuğunu(Onlar) tuttuğu yerde(odanın muhtelif bölgeleri) düsturuyla hareket edeceğimizi güzelce öğretiyorum. Bu öğretiş biraz pahalı olabilir siz fakirler için, bana koymuyor bile :)
Üç kadının biseksüel yaklaşımlarını, içlerindeki lezbiyen dürtülerini harekete geçirmelerini izliyorum ara ara.
Sonrası...
"Hadi" diyorum. Para benim, gece benim, zevk benim. Hatta üç fahişenin bedeni de benim.
Diğer ikisine göre daha güzel olanın gözlerinin ışımasını görüyorum. Kendisini "ilk" olarak seçmemi umuyor.
Gerçekten de ilk olarak onu çağırıyorum.
Oturduğum sandalye de küstahça izliyorum bana yaklaşmasını. Sahte bir zevkle salınarak geliyor, kıçının aldığı şekli biliyorum.
Beni tek seferde içine almak için hamle yaptığında ise elimle durduruyorum onu.
Gözlerine bakıyorum gözlerim kısık, dudaklarımda belli belirsiz bir gülümseme.
"Fuck off" diyorum tereddütsüz.
Anlamıyor ilkin.
Peşin aldığım bedenini o gece odadan siktir ediyorum.
"Biz zenginlerin fantezileri bile bir başka oluyor mirim..."
Şimdi siz bu satırları okurken ben "*m üzerinde fındık kırma" sözünün bir mit olup olmadığını uygulayarak ispatlamaya çalışıyor olacağım.


Hala ikramiye kazanarak milyoner olan birinin dönüpte bloğa yazacağına inanan saftirikler var mı ?
Yine amorti amk.