29 Ocak 2014 Çarşamba

62, Tavşan ve 69

İnsanın aklına ya kaçarken ya da sıçarken geliyor işte.
Alafranga helaya kıçımı park etmiş, dün yediklerimin özetini çıkarıyordum. Evet, evet; sıçabiliyordum, o halde mutluydum.
Vakit boş geçmesin diye telefonumdaki ultra dandik araba yarışında Schumacher edasıyla makas ata ata ilerlerken o soru düştü aklıma.

"Tavşanı 62'den mi yapıyorduk, 69'dan mı ?"
Sonra aklıma ilkokul öğretmenimin 62'den yaptığı o şaheser(!) tavşanlar geldi. Tam "Oh be rahatladım, sıçmaya devam edeyim" derken aklıma bir bayan kişisi arkadaşımın yavruyken alıp büyüttüğü bir çift tavşanı geldi. Tavşanlarını bana gösterirken "PB ne de sevimliler değil miiii ?" diyordu ki erkek tavşanın dişiye hallenmesi ve "ohannes" nidalarım eşliğinde kısa ama ateşli bir sevişme sahnesi.



"69 bunun neresinde ?" sorusu akla gelebilir haliyle.
Tavşan sahibiyle tavşanları görüp hemen oracıkta 69 oluverdik bizde.

(Birde bu tavşanlar var, ama konumuzla fazla alakası olmayan arkadaşlar bunlar)

Yok lan yok. Kızın suratı biraz kızardı ben dalga geçerken. Olayı bir şekilde 69'a bağlayıvereyim dedim hepsi bu.
Velhasıl oluşturduğum bu beyin fırtınasında, bu karmaşık duygu yumağında arapsaçına dönmüşken gözüme ilişti:
"Tırnaklarım uzamış, keseyim bari" 
Sonuç itibarı ile:

  • Tırnaklarım artık kısa,
  • Tavşanı 62'den yapıyoruz,
  • 69'u tavşanın sahibiyle yapıyoruz.
Bir sonraki "Kaçarken&Sıçarken" sendromunda görüşmek dileğiyle...

27 Ocak 2014 Pazartesi

Tenin Üç Hali - Koku

ve Tanrı kadını yarattı...
Ete kemiğe büründürdü onu ve kokuyu bahşetti.
Teninin kokusunu önce boynuna zerketti, bundan dolayıdır ki uzun uzun içime çekmeyi sevdim ten kokunu; ve boynun kokunun miladı oldu.
ve memelerine zerketti kokuyu, anne koktun, kadın koktun.
Bundan dolayıdır ki memelerin huzurum oldu, usul usul emip koklarken.
"Am" denilen bir et parçası bahşetti Tanrı kadına.
...
ve kadın, dişi koktu...


4 Ocak 2014 Cumartesi

An

An'ların bir gizemi olmalı, anılarda gizli kalsa da...
Tıpkı Se'ni ilk gördüğüm an gibi.
ve yüzün aynı,
ve gülümsemen...
Dokunmasam da tenin aynı biliyorum.
Se'n oradasın, tam karşımda.
Yüzümde tebessüm ve seyreyliyorum tadına vara vara...



26 Aralık 2013 Perşembe

Beyaz

İki mumun yandığı karanlık bir oda...
Aydınlık, sadece mumların cılız ışıklarında görebildiklerimiz.
Hani görmesekte, hani beş duyumuz bunu algılamaktan fersahlarca uzak olsa da her yan beyaz.
Duvarlar, tavan ve yerler.
Ortada bir yatak; yatak beyaz ve çarşafta.
Üzerinde Sen ve Ben; dizlerimizin üzerine oturmuşuz ve yüzyüzeyiz...
O gece, o saat, o dakika ve o an, şehvani hiçbir şey yok dünyada.
Dünya tenden ve zevkten arınmış; dünya beyaz.
Nefes sesi var oda da, nefeslerin sesi. Gözlerim dikilmiş gözlerine. Konuşmuyor iki beden, konuşmuyor Kays ve Leyla. Kelimeler sanki yaratılmamış...
Parmaklarım gidiyor saçlarına. "Sen; ahh benim kaburga kemiğim, ahh benim sol yanımın boşluğu".
Sol elim çeneni kavrıyor hafifçe ve kaldırıyorum başını biraz.
Dudağının tam kenarına, evet tam kenarına konduruyorum dudağımı.
"Ab-ı Hayatım, hoşgeldin hanene".
Ve elin dokunuyor saçlarıma. Dudaklarından dökülüyor cümleler:
"Yüzyıl süren yanlızlığım, efendim, kölem. Hoşgeldim hanene"
Ve sarıp sarmalıyor birbirini, iki tenden arınmış ruh, iki Cennet sürgünü...
Hayat o anda başlıyor, hayat o anda bitiyor. 
İki ruh yanıyor, eriyor, kül oluyor.



6 Aralık 2013 Cuma

Masturbasyon

Ruhumu boşaltmaya ihtiyacım var bebek, bilmem anlatabiliyor muyum kendimi ?
Hayatım bir ileri bir geri giderken - ruhsal bir masturbasyon eşiğinde -, boşalamamakla yüzyüzeyim.
Ruhum sikimden oluk oluk akarken gülümsemeye, küçülmeye, yok olmaya ihtiyacım var.




Hayat=Yaşam+Ölüm

Mağaranın rutubet kokan havasını derin derin bir kez daha çekti içine yaşlı seyyah...
Gözüne ufacık gelen ışık huzmesine doğru ağır ağır attı adımlarını; 
ışık daha büyüdü, 
adımları daha büyüdü, 
seyyah daha büyüdü.
Işığın kaynağında artık mağaranın uçuruma açılan ucunda olduğunu anladı.
Biraz tütün sardı, dumanını çekti içine ve karşısındaki dümdüz ovaya baktı...
Arkasında kocaman bir karanlık, bir adım sonrası sessiz bir ölüm ve ölümden sonra dümdüz bir vadi.
Yere bağdaş kurdu ve gülümsedi...


25 Kasım 2013 Pazartesi

ve bir kadını terketmek...

Önce içine girmek; doldurmak boşluğunu, ıslaklığını kasıklarında hissetmek.
En derinine ilerlemek, erbezlerinde tenini hissedene kadar.
Sahibi olmak, hakimi olmak, efendisi olmak.
Kenetlenip kalmak öylece, en derinine ve dahi ruhuna dokunmak.
Ve sonra çıkmak aniden, teninden, sahiplikten ve dahi ruhundan.
Sonra kusmak tüm hayatını; ruhunu ağzından sıçana değin.
Sonrası mutlak boşluk, sonrası mutlak ölüm...

21 Kasım 2013 Perşembe

İsimsiz

Seni düşünmek...
Bıraktığım her şehrin ardından, fersah fersah büyüyen bir yalnızlıkta.
ve yüzümde beliren bir gülümsemeyle rüyalar alemine dalmak, bilmediğim bir coğrafyada.
Günbatımından gündoğumuna

11 Kasım 2013 Pazartesi

End of Days

ve birgün bebek artık hayattan zevk alamadığını anlarsın...

Bir kupa dolusu çayını sol yanına koyup yazmaya başlarsın, parmakların klavyenin tuşlarında ritmik sesler çıkartırken.
Günün güneşli ya da bulutlu olmasının artık bir anlamı yoktur. Hele ki geceler, lanet olasıcaları ne de çok severdim diye düşünürsün artık önem vermediğini hatırlayarak.
Yürümek sana bir keyif vermez olmuştur, oturmak, kalkmak, sövmek, kahve&sigara yapmak.
"Gay mi olsam lan acaba" diye bir soru işareti görürsün başının hemen üzerinde. Belki hayatı yaşamak için ekstra bir itiş(!) gücüne ihtiyacım vardır. Yok yok henüz bu kadar da değil.
Şimdilik mevsim geçişine veriyorum bu durumumu.

Not 1: Bende Özledim (Leyla&Mecnun ekibinin yeni dizisi) takip edin lan, olmuş, fena olmuş hemde.
Not 2: "Beni takip eder misin" diye abuk subuk mail atan ya da yorum yazan ergen tayfa: Kıçınızı kesmeden dağılın !

4 Kasım 2013 Pazartesi

Küba'da Bir Öğleden Sonrası

Küba da bir öğleden sonrası...
Terden sırılsıklam bir erkek teni ve altında çığlık çığlığa bir kadın; kadınlığı ıslak mı ıslak.
Kilise zangoçunun zamansız çaldığı çan sokakta yankılanırken, son demlerinde inleyen ucuz bir fahişe aldığı paranın hakkını verme çabasında.
....
Küba da bir öğleden sonrası ve saatler yalnızlar için masturbasyona vaktini gösteriyor.
Sıkı sarılmış bir puronun dumanını, kucağımda erkekliğimi hoşnut etmeye çalışan bir orospunun suratına üflerken, ben içimdeki tüm orospulara saygıyla karışık küfürler ediyorek gülümseyerek.
Nedenlerini ben bilmiyorum.
Niçinlerini ben bilmiyorum.
Başını ve sonunu bilmiyorum.
Bir yanımda günah meleklerim, diğer yanımda parasını ödediğim ucuz fahişe.
...
Kusmak istiyorum tüm zehirlerimi bir kadın bedenine,
Kusmak istiyorum tüm erkekliğimi bir kadının içine.
Bir kadın bedeni;  
Ve üzgünüm, o sen değilsin.
...
Kübada loş bir otel odası;
Vakit öğleden sonrası.
Kulağımda çan sesleri, kulağımda fahişemin inleme sesleri, kulağımda mutlak sessizliğin sesi.
Ter, döl ve zevksuları birbirine karışmış; hayatın başlangıcını arıyoruz.
...
Kübad da bir öğleden sonrası.
Loş bir oda; Ben, Fahişe ve Sensizlik...Çan sesleri eşliğinde birbirimizi kutsuyoruz şimdi.