8 Şubat 2013 Cuma
31 Ocak 2013 Perşembe
Otobüsler Üzerine
Giriş Notu: Hayatımın önemli bir parçası gibiydi hep seyahatler, bir şehirden bir başka şehire. Uçak yolculuklarının -aslında bilet fiyatlarının ucuzlaması kastedilmektedir- bu denli revaçta olmadığı dönemlerde sık sık seyahat ederdim otobüsle. Ve bu eski dostla hala sıkı bir bağımız vardır.
Hareket problemlerinin atasıydı A şehrinden B şehrine giden otobüsler. A şehrinden kalkar durmaksızın 60 km/saat yada 80 km/saat sabir hızla ilerleyip B şehrine varırlardı. Arada bir diğer otobüsle nerede karşılaşacakları sorulurdu, o da hep muammaydı bizim için.
Oysa problem hiçte düşünüldüğü kadar kolay değildi. Hangi otobüs terminalden 80 km hızla fırlar yada diğer terminale aynı hızla girerdi ki ? Kaldı ki hız sınırı getirilene kadar benim gördüğüm hiçbir şoför 80 km ile otobüs kullanacak kadar yavaş değildi. Ayrıca hangi otobüs mola vermeden bir şehirden bir başka şehire giderdi ki ? Mola yerlerinde yapılan anonslar "Şakşak Turizmin yavşak yolcuları" geyiğine ne de meze olmuştu bir zamanlar. Kaldı ki mola yerlerinden hareket edilecekken hep gelmeyen bir yolcu olur, muavin yolcu avına çıkardı.
Problemlerin bize anlatmadığı çok şey vardı. Bu arabaların yakıtı, yağı, suyu vs. Tüm bu masraflar gözardı edilir sürekli A şehri ile B şehri arasında mekik dokutturulurdu. Hem çalışanlara yazık değil miydi, köle miydi bu insanlar iki şehir arasında ?
Muavinlerden bahsedilmezdi mesela problemlerde, ama muavinler oldum olası problemdi gözümde. "Beyefendi sizi arka tarafa alalım" diye başlayan çok cümle duyup kavga etmişliğim vardır bu meslek grubu çalışanlarıyla. Her yolculuğa "Otobüsümüze hoşgeldiniz, bizi sizler var ettiniz" ile başlayıp "Bir ihtiyacınız olursa yukarıdaki kırmızı ışığa yada 15 dakikada bir yapacaım kontrollerde bana bildiriniz" diyen bu arkadaşlar, bırakın 15 dakikayı yaptıkları ilk servisten sonra dönüp size bakmazlar, üstüne üstlük gece boyu da fosur fosur uyurlardı. Ekstra su istediğinizde size düşman gibi bakarlar, "al zıkkım iç" bakışıyla size bir bardak suyu zehir ederlerdi. E hani sizi biz var etmiştik, şimdi ne oldu ? Neyse!
Birde "Bayan yanı" muamması vardı hep. Bir erkek için bu durum "Oooo Yeah" kıvamındayken, kadın ve otobüsteki diğer yolcu ve personel için namus meselesine dönebiliyordu. Sanırım otobüste geçen seks hikayelerine kendimizi çok inandırmıştık. Yanımıza bir bayan düşünce gece boyu limitsiz seks aklımızdan çıkmazken, yanımıza düşen bir bayan bizi potansiyel "Nuri Alço" belliyordu.
Ama tüm bunlar hikayelerde kaldı. Hiçbir otobüste sevişmişliğimiz olmadı; cama kafamızı dayayıp otobüste gözümüze kestirdiğimiz cıvırla seviştiğimizi düşünürken olduğumuz ereksiyonları saymazsak.
Son Not: Şimdi hala o otobüsün A şehrinden B şehrine kaç saatte gittiğini merak ediyor musunuz ?
10 Ocak 2013 Perşembe
Türküz, Doğruyuz, Erkeğiz, Penis Boyu Hakkında Biraz Yalancı Olabiliriz
Yıllar öncesinde bir haber vardı.
Bir prezervatif markası, Türkiye pazarına girmeden düzenlediği bir anketle Türk erkeğinin penis boyunu öğrenerek pazara girmeyi düşünür.
Teoride mantıklı olan bu fikir, pratikte, Türk erkeğinin: "Abi valla kafası hariç 22 cm. ve damarlı benimki" söylemleriyle ve "Gecede çıkarmadan en az 5 posta atarım" nidaları eşliğinde çuvallamıştı. Hatta Türk erkeği ileri gidip, erken boşalma nedir abi ? Başladım mı Lombardini su motoru gibiyimdir, kesintisiz 3 saat çalışırım gibi iddialarda ortaya atmıştı.
Firmanın elde ettiği sonuçlara göre Türkiye pazarına XL boy diye tabir edilen büyük boy ve geciktiricisiz prezervatifle girilmesi kararı alınırken, firma bunun kendisi için büyük bir maddi hezimet olacağını bilemezdi.
Firma her ne kadar satışlara müdehale etsede ellerinde kolilerce XL prezervatif kalmıştı.
Şahsi fikrim; elde kalan bu prezervatifler köylerde başıboş gezen at yada eşeklerin nüfus kontrolünde kullanılabilirdi, ama tren kaçtı.
Ya da firma dolgulu sütyen mantığıyla dolgulu prezervatif üreterek Türkiye pazarında ettiği zararı bertaraf eder, hatta kar edebilirdi., olmadı
Netice itibarı ile;
Türk erkeğiyiz kardeşim, penis boyutumuz 22 cm. Ama gel gör ki yabancı mihraklar elin küçük çüklü Filipinlilerini aramıza sokup düşürüyorlar ortalamayı.
Yoksa bir gecede çıkarmadan 5 posta, durmadan 3 saat pompa bize yabancı değil.
Sevgiler.
Bir prezervatif markası, Türkiye pazarına girmeden düzenlediği bir anketle Türk erkeğinin penis boyunu öğrenerek pazara girmeyi düşünür.
Teoride mantıklı olan bu fikir, pratikte, Türk erkeğinin: "Abi valla kafası hariç 22 cm. ve damarlı benimki" söylemleriyle ve "Gecede çıkarmadan en az 5 posta atarım" nidaları eşliğinde çuvallamıştı. Hatta Türk erkeği ileri gidip, erken boşalma nedir abi ? Başladım mı Lombardini su motoru gibiyimdir, kesintisiz 3 saat çalışırım gibi iddialarda ortaya atmıştı.
Firmanın elde ettiği sonuçlara göre Türkiye pazarına XL boy diye tabir edilen büyük boy ve geciktiricisiz prezervatifle girilmesi kararı alınırken, firma bunun kendisi için büyük bir maddi hezimet olacağını bilemezdi.
İşin tuhaf boyutu kimsenin Small ( küçük) boy prezervatif almaya da yanaşmamasıydı. Öyle ya kasiyerin elinizdeki prezervatif kutusuna bakarak "Abi seninkide bamya kadar birşeymiş" bakışları fırlatarak gülümsemesi olasıydı.
Şahsi fikrim; elde kalan bu prezervatifler köylerde başıboş gezen at yada eşeklerin nüfus kontrolünde kullanılabilirdi, ama tren kaçtı.
Ya da firma dolgulu sütyen mantığıyla dolgulu prezervatif üreterek Türkiye pazarında ettiği zararı bertaraf eder, hatta kar edebilirdi., olmadı
Netice itibarı ile;
Türk erkeğiyiz kardeşim, penis boyutumuz 22 cm. Ama gel gör ki yabancı mihraklar elin küçük çüklü Filipinlilerini aramıza sokup düşürüyorlar ortalamayı.
Yoksa bir gecede çıkarmadan 5 posta, durmadan 3 saat pompa bize yabancı değil.
Sevgiler.
3 Ocak 2013 Perşembe
Summer Wine
İçimdeki "Anarşist" yandın Sen...
Dünyaya "koo gitsin" dediğimdin, hayatı "sikime" takmadığım...
Hakkımı savunduğum, duvarları tekmelediğim, camları taşladığım.
Senin adına "slogan" attığımdın.
...
İçimdeki "Fahişe" yandın Sen...
Seninle günbatımına karşı ayaklarımız denizin içindeyken şarap içmeliydik.
Evin içinde çıplak dolaşmalı, etimiz birbirini çektiğinde sevişmeliydik.
Sen "ıslak" bir kadın, ben "sert" bir erkekken birbirimize tırnaklarımızı geçirerek, dudaklarımızı kanatarak sahip olmalıydık.
Boşalan iki tenden dingin iki ruha geçmeliydik, başın göğsümün sol yanında, başın ait olduğu yerde.
...
İçimdeki "Kadın" yandın Sen...
Arabesk olmalıydık bazen; rakımı ellerinle içirmeli, dizimin dibinde beklemeliydin.
Ellerimle ödüllendirmeliydim seni, seni; küçük kedimi...
Saçlarını ellerimle toplamalı, omzunu öpmeli, "dövmene" bakmalıydım; sanki her sefer ilk kez görüyormuşçasına...ve Sana aman nazar değmemeli...
Gözlerinden, dudaklarından öpmeliydim ve elmacık kemiklerinde parmak uçlarımı gezindirmeli.
...
İçimdeki "Çocuk" yandın Sen...
Koynuma alıp sarıp sarmayalasım geldiğimdin, yanımda minnacık kalandın
Azıcık kızmışken Sana, büktüğün dudaklarına bir ömür tapılasıydın.
Üşümüş ellerini ayacıkları sarıp sarmalanasıydın.
...
İçimdeki "Ben" yandın Sen...
Ruhumun bir parçası olduğunu bildiğim, suretini ise bedeninde bulduğumdun.
Bir kelimenle erkek,
Bir kelimenle çocuk,
Bir kelimenle adam olduğumdun.
İçimdeki "Tuhaf" yandın Sen;
Bu şarkıyı dinledikçe hala Senli hayaller kurabildiğimdin, kurabildiğimsin...
27 Aralık 2012 Perşembe
Ben Sana Küsüm....
Gecenin yarısında uykusuzluğuma sebepsin hala,
Sabah uyandığımda "ilk düşündüğüm şey" olduğun gibi.
Düşündükçe içimin çekildiği, gözümün dalıp gittiğisin.
Sinirlendiğim, sövdüğüm ama hala sevdiğimsin.
Etten kemikten varolduğunu bildiğim, orada, hani tam orada dururken elimi uzatamadığım, eline dokunamadığımsın.
Bir "Ömrüm"e bir ömür verilesisin.
Tırnakların içimi yırtıp, kanatırken tüm bunların da ilacısın.
Karşında bir çocuk,
Karşında bir erkek,
Karşında bir sahip,
Karşında bir köle,
Karşında kimsesiz kalılasısın.
Özlemim, özlediğim, içimin sızısısın.
Bir garipsem, sebebisin, sebebi Sen'sin.
Görmeyen gözlerle sevmek, dokunulmayan teni tatmak, doğmadan hürriyete kavuşmak gibiydin, gibisin...
Etime tırnak, tırnağıma et gibisin.
Sol yanımın sahibesi, sarıp sarmalamaya hasretliğimsin.
Küssemde kızsam da, içimin "cız" ettiğisin.
O, Sen'sin.
Sabah uyandığımda "ilk düşündüğüm şey" olduğun gibi.
Düşündükçe içimin çekildiği, gözümün dalıp gittiğisin.
Sinirlendiğim, sövdüğüm ama hala sevdiğimsin.
Etten kemikten varolduğunu bildiğim, orada, hani tam orada dururken elimi uzatamadığım, eline dokunamadığımsın.
Bir "Ömrüm"e bir ömür verilesisin.
Tırnakların içimi yırtıp, kanatırken tüm bunların da ilacısın.
Karşında bir çocuk,
Karşında bir erkek,
Karşında bir sahip,
Karşında bir köle,
Karşında kimsesiz kalılasısın.
Özlemim, özlediğim, içimin sızısısın.
Bir garipsem, sebebisin, sebebi Sen'sin.
Görmeyen gözlerle sevmek, dokunulmayan teni tatmak, doğmadan hürriyete kavuşmak gibiydin, gibisin...
Etime tırnak, tırnağıma et gibisin.
Sol yanımın sahibesi, sarıp sarmalamaya hasretliğimsin.
Küssemde kızsam da, içimin "cız" ettiğisin.
O, Sen'sin.
25 Aralık 2012 Salı
Keyif
Aldım keyfimi yanıma düştüm yollara...
Fazla açılmamıştım da limanımdan, "hah" dedim, "şurası iyidir".
Bir elimde 18 yaşından küçüklere satılması sakıncalı şey ve bir diğeri ona eşlik etti.
Bir elim soğuktan üşürken diğer elimin dumanı üzerindeydi.
Mevsime inat, tepemde yakmayan bir güneş, karşımda kadim dostum deniz..
Keyfimiz yerindeydi.
Fazla açılmamıştım da limanımdan, "hah" dedim, "şurası iyidir".
Bir elimde 18 yaşından küçüklere satılması sakıncalı şey ve bir diğeri ona eşlik etti.
Bir elim soğuktan üşürken diğer elimin dumanı üzerindeydi.
Mevsime inat, tepemde yakmayan bir güneş, karşımda kadim dostum deniz..
Keyfimiz yerindeydi.
21 Aralık 2012 Cuma
Günbatıyor, Sahiden Orada mısın ?
Hani alışkanlıklarımdan öte;
Hayattan ve ölümden de.
Günbatımında mısın ?
Sahiden "Sen" orda mısın ?
Bu hayat, hiçliğe ve hiçkimseye armağanım olsun...
20 Aralık 2012 Perşembe
Anal Seks Klavuzu
Cinselliğin tüm insanlar için cezbedici olduğu bir gerçek. Çağın ilerlemesi, görsel medya, internet vs.'nin hayatımıza girmesiyle cinselliğin insanların beynindeki tabu olmaktan çıkıp günlük hayatın bir parçası olduğu gerçeği tüm toplumlarda olduğu gibi bizde de kabul görmeye başladı.
İnternette kısa bir aramayla(sex yazınca 3.330.000.000 sonuç) her türlü bilgiye ulaşmak mümkün olsa da bu içeriklerin çoğunluğunun çokta sağlıklı olmadığı ya da istenilen bilgi yerine kullanıcıyı bu kaynağa çekme amaçlı olduğu bilinen bir gerçek.
Anal sex ise(208.000.000 arama sonucu) artık tabu olmaktan çok uzak.
İnternette birçok kaynakta anal seksin nasıl yapılacağı konusunda uzun uzadıya açıklamaları görmeyen neredeyse yoktur sanırım. Ancak çoğunun "şöyle kocaman tükürün, sokun gitsin" kıvamında olduğunu görüyoruz.
İşte size kültür hizmeti, açıklamalı anal seks klavuzumuz:
Malzemeler:
Öncelikle kıçın sahibinin ikna edilmesi önemli. Hatun kişiye(isteğe göre lop yumurta kıvamındaki parlak beyefendiye) dil dökülerek anal seksin zevkte vereceği, hatta orgazmdan orgazma koşulacağı sabırla anlatılmalıdır. İşin en önemli boyutu ikna kısmıdır. Bu kısmı aştıysanız artık sizde potansiyel bir "Anal seks yapmış insanlar klübü" üyesi olmaya adaysınız.
Öyle "şaaak" diye sok-çıkar işine girecekseniz avucunuzu yalayacağınızı beyan eder, gözlerinizden öperim. Durun yahu, kıç sahibi razı oldu zaten. Kıç sahibini bu gibi durumda güzel masaj ve akabinde oral seksle(partnerinizin bayan olduğunu düşünüyorum, erkekse bu basamağı atlayabilirsiniz; ya da atlamayın, tercih sizin) mükafatlandırma skor hanenize artı puan olarak yazılacaktır. Hatta dileyen arkadaşlar güzel bir müzik, loş ışık&mum, şarap kombinasyonunu bile deneyebilirler.
Anal bölgenin temizliği konusunda eminseniz tamam, ancak emin olmayıp ilişki esnasında penisinizde domates kabukları görmek istemiyorsanız lavman işini deneyin derim. Yok efendim ben onunlada uğraşamam diyorsanız bir çubuğa bez bağlayıp sokun içeri, ileri geri yaparak bezi harbi gibi kullanın ve anüsün içini temizleyin.
Temizlikte tamaaaaam. Şimdi uygun miktarda kayganlaştırıcıyı kıç deliğine sürün ve içeri doğru parmakla ittirin. İttirin, ittirin. Yavaş, hooop ! Kolunu sok demedik be adam !
Evet oluyor değil mi ? Evet evet devam. Aferin bak girdi bile. Bundan sonrası tamamen size ve ne zaman boşalacağınıza bağlı. Keyfini çıkarmaya bakın.
Bazılarının cep telefonunu ne yapacağız dediğini duyar gibiyim.
Çabuk 112'yi arayın. Partneriniz bayıldı bile. Yahu zincirle anal seks olur mu hiç. Bu kadar mı safsın sen ?
Çabuk ara, çabuk. Ne bileyim "yolda böyle buldum tuttum yatağa getirdim" falan diye uydur birşeyler.
Şimdiden size zevkten zevke akmalar dilerim.
Bir başka klavuzda görüşmek dileğiyle.
Yazarın Notu:
Klavuz tamamen eğlenmek amacıyla yazılmıştır :)
Vay efendim taktım zinciri hatunun kıçı dağıldı falan diye bana gelmeyin valla sorumluluk kabul etmem.
İnternette kısa bir aramayla(sex yazınca 3.330.000.000 sonuç) her türlü bilgiye ulaşmak mümkün olsa da bu içeriklerin çoğunluğunun çokta sağlıklı olmadığı ya da istenilen bilgi yerine kullanıcıyı bu kaynağa çekme amaçlı olduğu bilinen bir gerçek.
Anal sex ise(208.000.000 arama sonucu) artık tabu olmaktan çok uzak.
İnternette birçok kaynakta anal seksin nasıl yapılacağı konusunda uzun uzadıya açıklamaları görmeyen neredeyse yoktur sanırım. Ancak çoğunun "şöyle kocaman tükürün, sokun gitsin" kıvamında olduğunu görüyoruz.
İşte size kültür hizmeti, açıklamalı anal seks klavuzumuz:
Malzemeler:
- 1 adet kıç(tercihen bayan kıçı)
- Kayganlaştırıcı(Tercihen su bazlı. O yoksa gres yağı-hatta tereyağı bile olur)
- Lavman için gerekli teçhizat
- Yeteri uzunlukta ince gümüş zincir
- Şarjı tam cep telefonu
Öncelikle kıçın sahibinin ikna edilmesi önemli. Hatun kişiye(isteğe göre lop yumurta kıvamındaki parlak beyefendiye) dil dökülerek anal seksin zevkte vereceği, hatta orgazmdan orgazma koşulacağı sabırla anlatılmalıdır. İşin en önemli boyutu ikna kısmıdır. Bu kısmı aştıysanız artık sizde potansiyel bir "Anal seks yapmış insanlar klübü" üyesi olmaya adaysınız.
Öyle "şaaak" diye sok-çıkar işine girecekseniz avucunuzu yalayacağınızı beyan eder, gözlerinizden öperim. Durun yahu, kıç sahibi razı oldu zaten. Kıç sahibini bu gibi durumda güzel masaj ve akabinde oral seksle(partnerinizin bayan olduğunu düşünüyorum, erkekse bu basamağı atlayabilirsiniz; ya da atlamayın, tercih sizin) mükafatlandırma skor hanenize artı puan olarak yazılacaktır. Hatta dileyen arkadaşlar güzel bir müzik, loş ışık&mum, şarap kombinasyonunu bile deneyebilirler.
Anal bölgenin temizliği konusunda eminseniz tamam, ancak emin olmayıp ilişki esnasında penisinizde domates kabukları görmek istemiyorsanız lavman işini deneyin derim. Yok efendim ben onunlada uğraşamam diyorsanız bir çubuğa bez bağlayıp sokun içeri, ileri geri yaparak bezi harbi gibi kullanın ve anüsün içini temizleyin.
Temizlikte tamaaaaam. Şimdi uygun miktarda kayganlaştırıcıyı kıç deliğine sürün ve içeri doğru parmakla ittirin. İttirin, ittirin. Yavaş, hooop ! Kolunu sok demedik be adam !
Hah sakin ol Rocky. Bu işi başaracaksın. Şimdi penisinizi elinizle kavrayıp kıç deliğinin üstüne getirip yavaşça ittirin. Tabi bu durumda pozisyon önemlidir. Ben size doggy öneririm. Ama isteğe bağlı olarak misyoner, bacak omza, kaşık, amuda kalkma, yarım vole vs. deneyebilirsiniz; herşeyi bizden beklemeyin, yaratıcı olun !
Eğer kayganlaştırıcı fazla geldiyse ve penis bir türlü girmiyorsa zinciri elinize alıp penise birkaç tur dolayın ve böyle sokmayı deneyin. Unutmayın kaygan zeminde iyi bir yol tutuş sağlamak için zincir kullanımı şarttır !Evet oluyor değil mi ? Evet evet devam. Aferin bak girdi bile. Bundan sonrası tamamen size ve ne zaman boşalacağınıza bağlı. Keyfini çıkarmaya bakın.
Bazılarının cep telefonunu ne yapacağız dediğini duyar gibiyim.
Çabuk 112'yi arayın. Partneriniz bayıldı bile. Yahu zincirle anal seks olur mu hiç. Bu kadar mı safsın sen ?
Çabuk ara, çabuk. Ne bileyim "yolda böyle buldum tuttum yatağa getirdim" falan diye uydur birşeyler.
Şimdiden size zevkten zevke akmalar dilerim.
Bir başka klavuzda görüşmek dileğiyle.
Yazarın Notu:
Klavuz tamamen eğlenmek amacıyla yazılmıştır :)
Vay efendim taktım zinciri hatunun kıçı dağıldı falan diye bana gelmeyin valla sorumluluk kabul etmem.
17 Aralık 2012 Pazartesi
Gün İntikam Alma Günüdür...
Porno filmlerle tanışmam -80'ler kuşağının çoğu üyesi gibi- VHS kasetlerdeki Alman abi ve ablaların "Wundebah, yah yah, fick my arch" replikleri eşliğinde sevişmelerini izleyerek oldu.
Zamanla CD, DVD ve internet üzerinden takip ettiğimiz yapımlarda Alman yapımcılar piyasayı Amerikan Porno Sektörüne(kısaca APS diyelim) kaptırdı.
Konumuz Alman porno endüstrisinin son yıllardaki kan kaybı, ekonomik zorluklar ya da porno endüstrisi çalışanlarının sorunları falan değil.
Eğer bunlara dair birşeyler bekliyorsanız yazıyı okumayı şu anda bırakabilirsiniz.
1865(yanılmıyorsam) yılında Amerika da kölelik kaldırıldığında siyahi ırk gizli yeminler etti. Beyaz ırkın yaptığı bu zulüm yanlarına kar kalmayacaktı.
Yıllarca bekleyen siyahi arkadaşlar porno sektörünün el değiştirmesiyle gizliden gizliye APS'de söz sahibi, yönetici, firma sahibi olmaya başladılar. Sadece bununla da yetinmediler tabii. Artık filmlerde yüzyıllardır siyahi ırkın ezilmesine karşılık olarak siyahi zebellahların altına verdikleri beyaz çıtırları çatır çatır ezdirerek bir nev'i yılların intikamını da alıyorlardı.
Artık ezilen değil ezen, köle değil, kökleyen olmuşlardı...
Yazarın Notu: Siyahi arkadaşlarla bir alıp veremediğim yok kardeşim. Ama ben siyah kadın&beyaz erkek kombinasyonunu daha çok seviyorum, ilgililere duyurulur...
Yazarın Notu 2: Yazar ırklar arası kardeşliği savunmakta, herkese hümanist duygularla yaşamayı tavsiye etmektedir. Din, dil, ırk ayrımı yapmak mı, tüüü, kaka.
Yazarın Notu 3: Eeeeeh, dağılın artık...
Zamanla CD, DVD ve internet üzerinden takip ettiğimiz yapımlarda Alman yapımcılar piyasayı Amerikan Porno Sektörüne(kısaca APS diyelim) kaptırdı.
Konumuz Alman porno endüstrisinin son yıllardaki kan kaybı, ekonomik zorluklar ya da porno endüstrisi çalışanlarının sorunları falan değil.
Eğer bunlara dair birşeyler bekliyorsanız yazıyı okumayı şu anda bırakabilirsiniz.
1865(yanılmıyorsam) yılında Amerika da kölelik kaldırıldığında siyahi ırk gizli yeminler etti. Beyaz ırkın yaptığı bu zulüm yanlarına kar kalmayacaktı.
Yıllarca bekleyen siyahi arkadaşlar porno sektörünün el değiştirmesiyle gizliden gizliye APS'de söz sahibi, yönetici, firma sahibi olmaya başladılar. Sadece bununla da yetinmediler tabii. Artık filmlerde yüzyıllardır siyahi ırkın ezilmesine karşılık olarak siyahi zebellahların altına verdikleri beyaz çıtırları çatır çatır ezdirerek bir nev'i yılların intikamını da alıyorlardı.
Artık ezilen değil ezen, köle değil, kökleyen olmuşlardı...
Yazarın Notu: Siyahi arkadaşlarla bir alıp veremediğim yok kardeşim. Ama ben siyah kadın&beyaz erkek kombinasyonunu daha çok seviyorum, ilgililere duyurulur...
Yazarın Notu 2: Yazar ırklar arası kardeşliği savunmakta, herkese hümanist duygularla yaşamayı tavsiye etmektedir. Din, dil, ırk ayrımı yapmak mı, tüüü, kaka.
Yazarın Notu 3: Eeeeeh, dağılın artık...
Bu Yazıyı Güneşli Bir Monaco Sabahından Yazıyorum
Part I
Bir elimde uyanabilmek için zift renginde kahve dolu fincanımla ve diğer elimde adını Captain Black sigaramı içerken Monaco'da Liman manzaralı otel odamın pencere önünden yazıyorum bu yazıyı.
Gece ne oldu bilmiyorum. Hatırladığım Lounge Night Club da Martini içerken tanıştığım Caroline isimli Amerikalı sarışın hatundu.
Biraz içip dans ettik. Otel odasında ben istemeden yaptığı striptiz gösterisi ve oral sonunda mest oldum.
Şu an yatakta uyuyor ve beyaz çarşaf sadece belini örtüyor.
Bel çukuru, biçimli kalçaları ve uzun bacakları güneş ışığında iç gıcıklayıcı...
Ve bacakarası hala ıslak.
Sanırım bu davetkar manzara karşısında yazıya daha fazla devam edemeyeceğim
Part II
Monacoda falan değilim, elimde kahvem ve şu yazdıklarıma bakıp gülüyorum. Manzarayı düşününce yaşadığım ruhsal orgazmın eşliğinde bir sigara iyi gider.
Arçıbıııııl ! Getir benim orgazm sigaramı.
Arçıbıl: Tamam abicim.
Bir elimde uyanabilmek için zift renginde kahve dolu fincanımla ve diğer elimde adını Captain Black sigaramı içerken Monaco'da Liman manzaralı otel odamın pencere önünden yazıyorum bu yazıyı.
Gece ne oldu bilmiyorum. Hatırladığım Lounge Night Club da Martini içerken tanıştığım Caroline isimli Amerikalı sarışın hatundu.
Biraz içip dans ettik. Otel odasında ben istemeden yaptığı striptiz gösterisi ve oral sonunda mest oldum.
Şu an yatakta uyuyor ve beyaz çarşaf sadece belini örtüyor.
Bel çukuru, biçimli kalçaları ve uzun bacakları güneş ışığında iç gıcıklayıcı...
Ve bacakarası hala ıslak.
Sanırım bu davetkar manzara karşısında yazıya daha fazla devam edemeyeceğim
Part II
Monacoda falan değilim, elimde kahvem ve şu yazdıklarıma bakıp gülüyorum. Manzarayı düşününce yaşadığım ruhsal orgazmın eşliğinde bir sigara iyi gider.
Arçıbıııııl ! Getir benim orgazm sigaramı.
Arçıbıl: Tamam abicim.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)













