19 Temmuz 2013 Cuma

Küçük Kedim...

Küçük kedim, sırnaşık kedim...
Bembeyaz bir yatakta koynuma girmeyi ne de çok seversin sen. Kokumu takiple başlayan serüvenin  kollarımın arasında himayeme gelinceye kadar ne de uzun ne de yorucudur. Ki bundandır başını omzuma koyar koymaz uyku mırıldanmaların.

Küçük kedim, sırnaşık kedim...
Okşanmayı ne de çok seversin sen. Hatların keşfedilsin istersin, belin, omzun ve elmacık kemiklerin. Yatağa yüzüstü uzanman seni keşfetmeme izindir belki de, ki bundan ötürü gözlerini gülerek kocaman açıp beklersin her yüzüstü uzanışında.

Küçük kedim, sırnaşık kedim...
Ne çok dişisin sen. Kadınlığını her okşadığımda ne de güzel titrersin. Gözlerin kapanır, yüzün güler. "Bakma dersin böyleyken bana, bakma komik göründüğümün farkındayım". Oysa yüzün ne güzel, yüzün ne kadın, yüzün ne dişi, yüzün ne kısraktır bir bilsen. Elime bulaşan suyunu tatmamı büyülenmiş gibi seyredersin de bilirsin, aslında suyunu senin parmaklarından tatmayı sevdiğimi. Tırnakların çıkar yuvalarından; sırtıma, etime geçirirsin. Kanımın süzülmesi ne de lezzetlidir bir bilsen; lezzetli, tıpkı suyun gibi...Göğsün inip kalkar, göğsün şişer, nefeslerin sık ve ağzında ayıp kelimeler. Elim teninde, elim kuytunda, gizlinde, elim hafif tüylü kadınlığında dolaşırken ne de masumsundur; aklımda tek soru:"Şeytan bunun neresinde ?" Hani hiçbir kedi ehlileşmez ya, hani hep biraz vahşidir hepsi; senin de en vahşi anındır etinin en ateş aldığı zaman. İnlersin, titrersin ve etim ve ellerim tırnak içinde. Küçük kedim şimdi biraz ıslak, küçük kedim şimdi kadın..

Küçük kedim, sırnaşık kedim...
Ne de ıslaksın sen.


Seninle sevişmek birazda masal tadında olsa gerek...

11 Temmuz 2013 Perşembe

Beach Party

...
Hayatımda gittiğim ilk Beach Party idi.
Hayatımda gittiğim en kötü Beach Party idi.
Hayatımda gittiğim en kötü ilk Beach Party idi.
...
Info:

Bir iş sebebi ile 3 Fransızla birlikte yaklaşık 20 gün geçirdim. Günde 6 saat ufacık bir uçakta 3 Fransız ve ben. Evet kendimi Temel gibi hissetmiş olabilirim.
Sabahın beşinde kalkmaktan daha kötüsü günün kalan kısmında üçünün kendi aralarında konuşmaları ve birinin size dönüp ingilizce olarak biz bunları konuşuyoruz "bıdı bıdı bıdı" diyerek konuyu 30 saniyede özet geçmesiydi sanırım.
Nev-i şahsına münhasır üç kişi; birincisi Frank Ribery'nin(Galatasaraylı olanlar sövgü dolu sözlerle hatırlayacaklardır) yüzünde yaralı olmayan hali (ki ben ondan kısaca Ribery diye bahsedeceğim), diğeri grubun bol kaslı hayvanı(öyle böyle değil be, herifin neredeyse göz kapakları bile üçgendi) Mr.J. ve diğeri grubun şamar oğlanı Mr.K(hani şamarı mecazi anlamda kullanmıyorum, 20 gün içinde defalarca ensesine yemediği tokat türü kalmadı).

Olay Öncesi :

Sanırım 3 yada 4 . gün J ve K pür neşe içinde gelip yarım yamalak birşeyler anlatmaya kalkıştılar. Sözlerinden anladığım tek şey "Beach Party" idi. Velhasıl resepsiyona danışmalar, parti için davetiye mektubu almalar vs vs vs.
Büyük gün geldi çattı efendim. Ancak grupta öyle bir beklenti oluşmuş durumda ki. Kumsala gideceğiz ve bizim alana girmemizle birlikte köpükler boca edilirken kızlar kucağımıza atlayacaklar. Acaba hangisi diye etrafa bakınacağım ve kalçası cazip olan ilk kızı kendime doğru çekeceğim.
Diğerlerinin benden aşağı kalır yanı yok, özellikle J'nin ağzından köpükler saçılarak "Russian Girls" çığlıkları atıyor. Parti saati geliyor, alana bizi ve oteldeki diğer katılımcı güruhu götürecek araç geliyor. Araca biner binmez "Hassiktiiiiiir" lafının ağzımdan çıkmasına engel olamıyorum, araç silme erkekle dolu. Gece çetin geçeceğe benziyor, rakiplerime şöyle bir göz gezdiriyorum evet evet gece çetin geçecek. Tam o esnada ön koltukta oturan yeşil gözlü cıvıra gözüm ilişiyor, işte bu derken cıvır şoföre doğru sesleniyor "Rüğsstem abiii, giderken beni evin oraya bırakabilir misin".

"Gitme sana muhtacım
Gözümde nursun başımda tacım muhtacım"

Kız gidiyor zamanı gelince, neyse diyorum Rocky, acı yok.

Olay Mahalli :

Bizi gayet şuh giyimli kızlar karşılıyor ellerinde likörlerle, birkaç likörün ardından kendimize bir masa bulup etrafına konuşlanıyoruz. Hadi ama neredeymiş bu partinin kızları diye bekleye duralım olay mahalline aile akını var. Ribery'e dönüp hani bu Beach Party idi, baksana bildiğin Family Party oldu diyorum. Bol "Fuck"lı bir cümle kuruyor, gülüşüyoruz. Organizatörler sağolsun, gelecek güruhun profilini bildiklerinden araya birkaç güzel giyimli ve kostümlü cıvır gönderiyorlar. Cıvırları kolundan tutanlar fotoğraf çekilme yarışına giriyorlar, sonra bakıyoruz ki bu partiden iş çıkmaz hepimiz bir anda cıvırlara saldırıyoruz, kızların kostüm parçaları havalarda uçuşuyor yere yatırılan her cıvırın başında çıplak onlarca adam sıranın kendisine gelmesini bekliyor.
O anda kurduğum hayalden gerçeğe hızlı bir dönüş yapıyorum, millet fotoğraf çekilme yarışında hala.
Neden sonra "O" alanda gezmeye başlıyor. Biz Ona kısaca "Afrodit" diyoruz. yanında geçenin dudaklarda gülümseme ve suratında ablak bir ifade kalıyor. Siyah elbisesi, sapsarı saçları, uzun ve ince fiziğiyle sanki bir peri dolaşıyor aramızda ve elindeki sopasından yayılan peri tozuyla hepimiz birer idiyot haline dönüşüyoruz.
Bir anda DJ'in sesi yankılanıyor. 
-Hellooooooo.
-Welcome to our Beach Partyyyyyyy.
-Come onnnn.
-Would you hands up !

Arka masadan yükselen "Sokayım sizin partinize" narasını atan abimize bakıyorum, lafı ağzımdan aldın bakışı ile gülüyoruz.
Sahnede farklı show vs varken bir anda barlarda içki servisleri başlıyor.
"Hayatımda denemediğim birşey hazırla" diyorum barmene. Birkaç şişeyi açıp shaker'e döküp karıştırıyor ve kadehe döküyor. Mavi renkli enteresan bir şey "Bunun adı ne" diyorum, "Valla bilmiyorum abi, öyle karıştırdım ama yavaş iç" diyor. 
J ve K'yi gözüm arıyor nedensizce, sahneye yakın bir yerde salsa yapan kızların kıçlarını seyrediyorlar. Ribery 50'li yaşlarda bir adamla Fransızca birşeyler konuşuyor.

"Hadi ama Afrodit nerelerdesin"

Gözlerim Afroditi arıyor ama yok, içkiden hızlı ve büyük yudumlar alıyorum; gerçekten sert. İçiyor ve bir yandan da adımlıyorum. Kadeh bittiğinde burnumdan çıkan keskin alkol kokusunu hissedebiliyorum. Tekrar bara gidiyorum, aynısından bir tane daha istiyorum. Barmen bakıp pis pis gülümsüyor.

"Hey dostum, sorunun nedir senin ha ! Kafanın o koca kıçından büyük olması mı ?" repliği geçiyor aklımdan.
Aldığım kadehi ufak ufak yudumlarken sahneye yaklaşıyorum. Brezilyalı bir dans grubu sahnede. Kadınların kıçını seyreden abaza güruha katılıyorum.
J yanıbaşımda bitiyor; "Heeey" diye kükrüyor. "Kes sesini ve eğlenmene bak piç" diyorum Türkçe olarak, gülümsüyor.

"Biz buralarda zencilerden ve kaslı Fransızlardan hoşlanmayız dostum"

İkinci kadeh bittiğinde K. diğer yanımda beliriyor elinde biralarla. Kadeh sesleri müziğe karışıyor. o esnada Ribery görünüyor uzaktan, hızlı adımlarla yaklaşıyor. Biz birşey sormadan konuşmaya başlıyor(Haliyle önce Fransızca anlatıyor ve bana dönüp aynılarını bir kezde İngilizce olarak tekrarlıyor): "Orospu çocuğu bana yarım saattir ekonominin nasıl düzeleceğini anlatıyor."
İşte o anda kafam dank ediyor, "Ne içirdiniz laaaan bana" diye bağırıyorum ama müziğin gürültüsünden sadece kendim duyuyorum, sanırım.
Kaç bira daha içiyoruz hatırlamıyorum, bir anda ortalık ışıl ışıl oluyor. Hayır havai fişekler atılalı uzun süre önceydi. Bu, bu Afrodit.
Birkaç metre önümde müziğe ayak uydurmuş dans ediyor. Yanına sokuluyorum gözlerimiz kenetleniyor. O anda dünya duruyor, müzik, insanlar, zaman herşey ama herşey. Sadece Afrodit ve ben. Dudaklarımız yaklaşıyor burnundan yayılan sıcak nefesi dalga dalga yüzümde hissederken alt dudağını sertçe yakalıyorum.
Diğer birkaç animatör kızda Afroditin yanına geliyolar ve dans etmeye başlıyorlar. Bacaklarına bakıyorum Afroditin; "Aman Allahım onlar nasıl kaslı bacaklar, nasıl kalın bilekler, sanırsın ki Roberto Carlos"
Şaşı yaptığım gözlerimi tekrar eski haline getiriyorum, Ribery yanıma yaklaşıyor "Şahane bir kıçı var" diyor. "Bu gece gördüklerimden en iyisi" deyip onaylıyorum.

Sonrası:

Ribery&J&K: 20 gün nasıl bitti birde bana sorun, daha anlatacaklarım var.
Barmen: Son gördüğümde havaya attığı şişe kadehlerin üzerine düştü.
Arka Masadaki Türk: Biz döndüğümüzde yoktular(ailecek). Sanırım çocukların uykusu geldi ve erkenden çıktılar.
Ekonomi Konuşan Fransız: Bir daha görmedik, görmekte istemedik, görsekte görmemezden gelecektik.
Servis Aracındaki Kız: Otelde birkaç kez daha gördüm hepsi bu.
Animatör Cıvırlar: Bir daha görmedim, görsemde yüzlerinde maske olduğundan tanıyamazdım.
Afrodit: Sen zaten Tanrıçaydın, asla gerçekte var olmadın ki.


28 Haziran 2013 Cuma

Güzel Kıçlı Kadınlar Sevdim

Güzel kıçlı kadınlar sevdim, her biri seni hatırlattı. Sigara içmeyi, Niran Ünsal`ı, İstanbulu... Oysa bilirdim tüm saydıklarımı senden öncede.
Rakı içmeyi öncesinde de severdim ama her bir kadeh seni hatırlatır olduğundan beri daha bir "senin şerefine" yudumlar oldum.

"Sen bana geç, ben sana eksiktim biraz"

Mum ışığından nefret eder oldum, şiir okumaktan soğudum; oysa Nazım ne de güzel yazmıştı senin için "Hoşgeldin Kadınım'ı".
Sayende seni sever oldum, kul oldum, köle oldum, erkek oldum. 
Seni küçük otel odalarında düşler oldum geceleri, yalanlar söyledim unuttum diye gündüzleri.
"Ömrüm" deyişini özler oldum.
Sen artık bilmiyor olsan da sana sırılsıklam aşık oldum bu gece yine, niye'si, sebebi bende saklı...

"Gel otur yanıbaşıma kadınım; otur ki dermanın olayım".

10 Haziran 2013 Pazartesi

Nerden Başlasam, Neyi Anlatsam-2: Return of the Mosquito

"...hani bu sivrisinekler alkol alan bedene yaklaşmazdı ?"

Sahne 1:

Yatakta tek başına yatmış bir adam, oda karanlık, kamera dar açı ile aniden karanlık odaya girer(gece çekim modunda) sağ yanına yatan adamın açıkta kalan sol omzuna zoom yapar ve bir çift minik göz.

Sahne 2:(Flashback mode on)

Sivrisinek yumurtadan o ilk çıktığı zamanları hatırlar. Ne de zor günler geçirmiştir, annesiz babasız. Onlarca kardeşle bir arada ufak bir su birikintisinde geçmiştir larvalığı. Ve olgunluğa attığı ilk adımları, özgürlüğe ilk uçuşu, ilk kan emişi, konduğu bir bedende fark edilip atılan tokattan ilk kaçışı, kirişi ilk kırışı.

* Sahne siyah beyaz çekilip Tarantino filmi havası verilebilir.(Bknz: Kill Bill Vol:I-II)

Sahne 3:(Şimdiki Zaman - Sahne termal kamera görüntüleriyle desteklenir)

Sivrisineğin fütursuzca kanı çekmesi izleyiciye pompalanırken yataktaki adamın hafif sol yanına dönme hareketi izleyiciye fark ettirilir(Senaryonun yerine oturması için bu elzemdir zira).
Termal kamera görüntüleri tam bu anda ekrana yansır; önce dar açıyla sol koldan sivrisineğin vücuduna sıcak sıvı akışı görünür, sonra açı genişler ve adamın burun hizasında sıcaklık artışı ile nefes alışverişin arttığı teması işlenir, "uyuyan canavarın uyanışı mesajı verilmektedir".
Sağ kolun ufak hareketlenmesi ekrana yansımaya başladığı anda, gece görüşüne sahip kameranın görüntüleri ekrana yansır, adamın gözlerinin ani açılışı, sivrisinekle göz göze gelme anı ve "huleeeeeyyyn" nidası eşliğinde sağ kolun havada yaptığı kavisle sahne son bulur.

Sahne 4:(Final Part)

Odanın ışıkları açık, kamera adamın burun deliklerine zoom yapmış ve hızlı nefes alışverişe odaklı. Sonra kamera yavaş yavaş geniş açıya geçer, adam yatakta yarı doğrulmuştur. Adamın meraklı gözleri az önce sağ elinin sol koluna yapıştığı noktaya dikkat kesilidir.
Sağ el yavaş yavaş kaldırılır ve kırmızı...
Tam burada Meiki Koji ablamız Flowers of Carnage'yi patlatır.(Ne var yani Tarantinoyla aynı şeyi beğenemez miyiz :)   )




Ve adam vücudunu yatağa bir anda bırakır, kolları yanlara açıkken mırıldanmaktadır: Ne emmiş be namussuz" 



4 Haziran 2013 Salı

Zehirleniyorum Lan !!!

Zehirleniyorum Lan !!!
Öyle birden bire değil, hergün ufak dozlarla, hergün biraz daha artan bir istekle.
Her gün ciğerlerime çekiyor, damarlarıma alıyorum.



Bir köşede pislik gibi ölesim var Lan !!!
Piç gibi, puşt gibi, berduş gibi, beş para etmez gibi hayattan silinesim var.




Beynim yanıyor Lan !!!
Hani adamakıllı ağlayamadığımdan gözlerim ağrıyor,
Hayatı siktir edesim geliyor, ne yazık ki hayattan siktir olup gittiğimi farkediyorum her sefer.

Deliriyorum Lan!!!
Bildiğin deliriyorum,
Adamakıllı(!) deliriyorum.
Hayatın ağzına sıçmak istiyorum boğazıma kadar boka batmışken.

Biraz o arayıpta bulamadığımdan istiyorum Lan!!!
Çok şey mi istiyorum ?

2 Mayıs 2013 Perşembe

Sevgili'ye

Gel otur yanıbaşıma, sana anlatacağım kucak dolusu masallarım var...
Hırslarımdan, isteklerimden, şehvetimden, bedenimden sıyrıldım; sana anlatacak geceler dolusu hikayelerim var.
Peşisıra rüyalar alemindesin yanımda, her rüya belki bir kaç saniye ama bir ömür gibi aslında.
Gel otur yanıbaşıma sevgili, sana söyleyeceğim ağız dolusu "seni seviyorum"lar var.
...
Zaman durmuştu sanki, zaman hiç geçmemiş. İkimizde biraz kilo almıştık sanki.
Gülümsemen, bakışın, gözlerini gözlerime dikip bakman yine "Sen"di.
Bir şarkı kıvamındaydı sanki yanyana olmak; ikimizinde "başımızda kavak yelleri" biraz.
...
Ne çok derine işlediysen, her derin derin dalıp gittiğimde bulmaya başladım seni.
Sen ne bir beden, ne bir ademkızı; suretini Yaratana yakıştırdığım; affet beni Tanrım...
...
Hala yüzüm gülüyor ara ara, kendimle avunuyorum, böyle işte kendimin kendime itirafı.





30 Nisan 2013 Salı

Arçibıl'la Sohbetler Serisi - Vol IV

Arçibıl: Hadi abicim çık artık neredeyse. Bak bu kez ben çağırıyorum seni.
Yorgun ve yoğunum Arçibıl, sanki 24 saat yetmiyor.
Arçibıl: Hmmm
Hmmm ya.
Bunalıyorum bu aralar, ara ara değil her vakit, sık sık seyahat ediyorum üstelik.
Belki bahar çarpıyor bilmiyorum, agresifim, depresifim vesaire.
Düzelirim belki bilmiyorum.
Sık sık Amy ablayı dinliyor ve bu dünyadan göçüşüne küfrediyorum.
Arçibıl: Abim, güzel abim.
Kadim dostum, boşver beni, düzelirim belki. Hadi beraber dinleyelim...




25 Mart 2013 Pazartesi

Oral Sex Klavuzu(Erkekler İçin)


Fi tarihinde verdiğim açıklamalı "Anal Sex Klavuzu"muzdan sonra düşündüm, düşündüm, düşündüm.
Yoooook, bu yazıyı düşünmedim yahu, farklı şeyler vs.
Tam da şu an otururken dedim ki kendi kendime "Eh bir insan Anal sex kıvamına gelmişse bunun bir de öncesi olmalı". Biz kitabın orta yerinden, hatta sonuç bölümünden konuşmuş ve fakat "Giriş" bölümüne değinmemişiz, buyrun size giriş bölümü...


Malzemeler:  

Bir adet bayan, çıtır, cıvır, işveli&cilveli hatun kişisi.
Dil(sizde mevcut)
Farklı aroma isteyenler için, çikolata-reçel-bal-marmelat-dondurma vs.

Yapılışı:

Hatun kişi ile öncelikle pozisyon konusunda fikir birliği yapılmalıdır. Eğer bu aşamada fikir birliği yapılmışsa yahut süreç simültane gelişmişse ve kafa bacakların arasındaki yerini almışsa lütfen "Hangi pozisyonda yalanmak istersin şekerim" kıvamında konuşmalar yapmayınız, olayı çirkinleştirmeyiniz.
Öncelikle bilinmesi gereken klitorise yapılacak bir zemin etütünün size olumlu olarak geri döneceğidir.


Zemin etütü derken sondaj makinasıyla hatuna işlem yapmayı aklına getirenlerin "malzemeler" kısmına bir kez daha göz atmalarında fayda olduğunu belirtirim.
Klitorise yapılacak ufak dil dokunuşları yavaş yavaş bu noktanın belirginleşmesine ve sertleşip hatun kişiden "off, ahh, eveeeeeeet" benzeri sesler çıkmasına yol açacaktır. Ancak hatun kişiden "hiii, abiiim yada hiii kocaaam" benzeri bir ses çıkmışsa arkanızı dönmeden eşhedüyü çekmek size ölmeden önce zaman kazandırabilir.  
Eğer herşey yolundaysa ve süreç doğru işliyorsa vajina dudaklarında şişme(bazen yanlara doğru açılmalar) olmasının yanı sıra vajina deliğinden sıvı transferi de başlayacaktır. Burada dikkat edilecek bir konu ise hangi delikten sıvı geldiğidir. Bilindiği üzere vajinadaki iki delikten biri üretra, diğeri ise rahimle alakalıdır. Bizi ilgilendiren delik ise rahimle alakalı olandır. Ancak olur ya "pissingsever" bir hatuna denk geldiyseniz üretradan çıkan sıvıyı(bildiğiniz çiş işte) suratınızda bir tazyik ile hissedebilirsiniz. Bu durumda ağız burun kapatarak(eğer bu özel bir fanteziniz değilse) bulunduğunuz koordinatı değiştirmekte fayda olacaktır.
(Sizi bilmem ama çiş olayı, hele ki surata; fena hemde çok fena)

Bu konuda da anlaştığımıza göre asıl konuya dönebiliriz. Vajinadan sıvı gelmeye başladığında(artık hangi sıvıyı kasdettiğimizi biliyoruz) birşeyler yolunda demektir. Bundan sonra işin asıl eğlencesi başlar. İsteğe göre vajina dudaklarını dudakların arasına alıp emmek, dilin vajinaya giriş çıkış yapması hanenize artı puanlar sağlayacağı gibi, hatun kişininde zevkli dakikalarını daha da yükseklerde yaşamasına yol açacaktır. Tabii ellerim boş kalmasın diyorsanız tercihe bağlı olarak hatun kişiyi okşamak, meme uçlarını sıktırmak, ya da parmakların vajina yada kıç deliğini uyarması karşılıklı hazzı arttırabilir. Ancak ellerim bomboş diyerek saçmalamaya gerek yoktur. Hazır eller boşken dağılan çarşafı düzelteyim, burnumdaki tatağı alayım falan; yapmayın bunları. Bak hele burundaki tatağı hiiiiç yapmayın. Ulen midem bulandı, bari yaptın git ellerini yıka be adam.
Dikkatli okuyucular malzemeler listesindeki bal, reçel vs'yi henüz kullanmadığımızı farketmişlerdir. Bunları tercihe bağlı olarak vajinaya, klitorise, yada meme uçlarına sürerek oral seksi hem kendiniz, hemde partneriniz için daha keyifli bir hale getirebilirsiniz. Ancak burada da dikkat çekmek istediğim özellikle bir konu var. Lütfen bal kullanacaksanız outdoor çalışması yapmayın. Hayır sonra civardaki arıların ve ayıların sizler için neler yapabileceğiniz görmek pek iyi sonuçlar doğurmayabilir.
Geldik işin özellikle hatun için en keyifli, erkek için en dikkat edilesi boyutuna:"Boşalma anı"
O an itibarı ile hatun kişi zevkin doruğuna çıkarken bacaklarını öyle sert ve sıkı kapatacaktır ki kadınların en kuvvetli kasının sadece çene kaslarını olmadığını anlayacaksınız.

(Birde bunun konuştuğunu düşünsenize, of offf)

Kadın tam boşalırken mümkünse kafanızı rahat nefes alabileceğiniz bir noktaya çekin, yada derin bir nefes çekip tutun. Unutmayın kadınların orgazmı esnasında nefes alamamaktan dolayı ölmüş yada beyne yeterli oksijen gidemediğinden idiot olmuş nice koçyiğitler var.
Netice itibarı ile lütfen aşağıdaki gibi bir orgazm beklemeyin. Belli bir miktar sıvı gelmesi normaldir, ama olur ya hatunun böylesine denk gelirseniz de hatunla yaşayacağınız bir sonraki oral seks maceranıza şemsiye ve yağmurlukla gelmeniz yararınıza olacaktır.
 
Bir sonraki klavuzda görüşmek dileğiyle...

18 Mart 2013 Pazartesi

3G

Nedir abicim bu 3G diye sordum, alelacele bana şu cevabı verdi "Iıııı, hani olum bu telefonda oluyor ya, internet şeysi. Böyle görüntülü falanda konuşuyorsun".
"Allahın tosbağası" diyesim geldi bir anda. Ne telefonu, ne interneti !
Onca yıldan sonra gördüğümde hacmen büyüttüğün götün, göğsün ve göbeğinden bahsediyorum sana.

Gülümsedi...
Sende fena değilsin dedi, gülümsedim.
Açık büfeden tabaklarımıza olanca ızgaraları doldurup gazlı içecekler eşliğinde içimizdeki gazlarımızı atıverdik karşılıklı.

5 Mart 2013 Salı

Sahi, Sen Hiç ... Dinler miydin ?

Şubat ayının son haftası...
Ankara.
Tıpkı seninle konuştuğumuz gibi, kıçım -az da olsa- buz tutuyor.
Aklımdasın, oturuyor ve bira yudumluyorum sayamadığım sigaralarla.
İçeride şarkı söyleyen üç amatör müzisyen.
Neşelendirmeye çalışıyorlar aslında ama, sanki herkes biraz hüzünlenmeye gelmiş oraya o gece.
Bir şarkı istiyorum çalmaları için, onlar çalıyor ben eşlik ediyorum.
Eşlik ederkende aklıma hep sana sormayı düşünüpte soramadığım o soru geliyor:
"Sahi, Sen hiç Ahmet Kaya dinler miydin ?"



Sen; belki bunları hiç okuyamayacaksın, olsun.