25 Temmuz 2014 Cuma
4 Temmuz 2014 Cuma
30 Haziran 2014 Pazartesi
Penisimi Ölçmeye Şerit Metreyle Gel Adamım
Uzuuuun zaman önce ahanda şurada yazmıştım.
Malum millet olarak erkek cinsinin penis boyu egosu.
Kafası hariç 22 cm abi, üstelik damarlı nidaları ile yeri göğü inleten yağız delikanlılarımıza ne yazık ki bir araştırmadan kötü haber var.
Elin oğlu yemeden içmeden kesilip, eline cetveli alıp milletin zikini ölçmüş.
Gerçi bunu Türkiye de nasıl yaptılar halen anlayabilmiş değilim.
Böyle bir çalışmayı bizde yapsalar olası diyalogları düşünemiyorum:
+Profesörün eline verdim lan, ehuhehuhe
+Üfle üfle, ooooh serinledi valla.
+Hocam lütfen, ben bile bu kadar kurcalamıyorum.
+Hocam benimki 12 cm olamaz. Abimin T cetveli var, dur bir koşu onu getireyim evden, tekrar ölçelim.
Velhasıl 14.11 cm penis boyu ortalaması ile Avrupa da orta sıralarda yer alırken habere yorum yapan yurdum insanının "Bizimkileri sünnetli hesaplamışlar, yanlışlık var", "Fransa'da ki Afrika göçmenleri ortalamayı yükseliyor, bunu saymayız" gibi yorumlar "Olabilir mi lan ?" sorusunu da akla getirmiyor değil.
Netice itibarı ile ziki ile övünen erkek milletinin hiçte öyle porno filmlerden fırlamışçasına üç bacaklı olmadığı, penisimizin bir ucu bucağı olduğu tescillenmiş oldu.
Vatana millete hayırlı uğurlu olsun der, bir sonraki ölçüm için bu taraflara da bekleriz :)
Malum millet olarak erkek cinsinin penis boyu egosu.
Kafası hariç 22 cm abi, üstelik damarlı nidaları ile yeri göğü inleten yağız delikanlılarımıza ne yazık ki bir araştırmadan kötü haber var.
Elin oğlu yemeden içmeden kesilip, eline cetveli alıp milletin zikini ölçmüş.
Gerçi bunu Türkiye de nasıl yaptılar halen anlayabilmiş değilim.
Böyle bir çalışmayı bizde yapsalar olası diyalogları düşünemiyorum:
+Profesörün eline verdim lan, ehuhehuhe
+Üfle üfle, ooooh serinledi valla.
+Hocam lütfen, ben bile bu kadar kurcalamıyorum.
+Hocam benimki 12 cm olamaz. Abimin T cetveli var, dur bir koşu onu getireyim evden, tekrar ölçelim.
Velhasıl 14.11 cm penis boyu ortalaması ile Avrupa da orta sıralarda yer alırken habere yorum yapan yurdum insanının "Bizimkileri sünnetli hesaplamışlar, yanlışlık var", "Fransa'da ki Afrika göçmenleri ortalamayı yükseliyor, bunu saymayız" gibi yorumlar "Olabilir mi lan ?" sorusunu da akla getirmiyor değil.
Netice itibarı ile ziki ile övünen erkek milletinin hiçte öyle porno filmlerden fırlamışçasına üç bacaklı olmadığı, penisimizin bir ucu bucağı olduğu tescillenmiş oldu.
Vatana millete hayırlı uğurlu olsun der, bir sonraki ölçüm için bu taraflara da bekleriz :)
18 Haziran 2014 Çarşamba
Düğün Mevsimi
Herşey masamdaki ilk davetiyeyi görmemle başladı:
"Kızımız Verengül ile oğlumuz Çükkafa'nın düğün törenlerinde sizleri de aramızda görmekten büyük mutluluk duyacağız"
Anlıyorum bahar ve yaz ayları gelmiş, kanlar kaynamış, hormonlar içten içe "Seviş, seviş" diye tempo tutturmuş. İki insanın yasal sevişme iznine sahip olabilmesini sağlamak bittabi velilerin görevi.
Ve fakat ancaaaaak;
Arkadaş sevişmenize beni canlı şahit yazmanızı anlayamıyorum !
Dikkatimi çeken önemli bir konuya da kısaca değinmek isterim. Eğer davetiyeyi dağıtan kişi kızın babası ise elden vermek yerine masaya bırakmak yönünde bir tercih yapıyor. Ama davetiyeyi dağıtan erkeğin babası ise sırıta sırıta "ahanda bizim oğlanın düğün davetiyesi" diye elime tutuşturuluyor.
Komplo Teorim şu: Erkek babası "Bizim oğlan bu gece bu kıza Richter Ölçeğiyle 8.8 şiddetinde kayacak" yaklaşımıyla pis pis sırıtırken kız babasında bir ezilme duygusu var. Bu yüzden davetiyeyi masaya fırlatıp kaçıyor.
Düğünleri sevmem, sevenleri de sevmem.
Hayır bizde de Amerikanvari düğünler oldu da biz mi sevmedik ? Gelin ve damat evlilik yemini sonrasında ayakta yiyişirken biz mi alkış tutmadık ? Ama gelin görün ki bizdeki "Ankaranın Bağları" ile ortalığı hamam eğlencesine çeviren bol selülitli 60 yaş üstü teyzeleri izlemeye içim elvermiyor.
Böyle arkadaşlar düğünlerine davet etsinler, canımı yesinler...
"X-Ray düğün salonu çiftimize mutluluklar diler" anonsu ile başlayan, piyanist şantörlerini önce odunla dövüp sonra org tuşlarını sırasıyla kıçına sokmak istediğim, düğün pastasının döner bıçağı ve palalar eşliğinde kesildiği düğünler görmek içimi karartıyor. Hadi pasta işine giriyorsunuz şunları örnek alın be !
Ancak tüm bu sıradanlığın içinde öyle birşey var ki beni benden alıyor. Çıkışta damadı -sırtını hedef almak suretiyle- yumruk manyağı yapmak. Ha fırsat elime geçtiyse tekme tokat giriyorum o hengamede bu da ayrı bir konu.
Satırlarıma burada son verirken masamdaki bir davetiye daha gözüme çarptı.
Yine bir kız babası...
28 Mayıs 2014 Çarşamba
Pardon !
Pardon !
Sizinle daha önce tanışmış mıydık ?
Öpmüş müydüm dudaklarınızı umarsızca. Kokunuzu -nefesim kesilene dek- içime çekmiş miydim ?
Gözlerinize bir göz mesafesinde yıllar yılı dalmış, ama aklıma ne renk olduklarını bir türlü getirememiş miydim ?
Pardon !
Sizinle daha önce hiç sarhoş olmuş muyduk ?
"Koo götüne" demiş miydik dünyanın ?
Şaraptan "zil" olup kahkahalar atmana, bakışlarındaki şehlalığa sayfalar dolusu kelime kurban edeceğimi söyleyip her seferinde unutmuş muydum ?
Pardon !
Sizinle daha önce hiç sevişmiş miydik ?
Sularımız karışmış mıydı ?
Hayatı unutmuş muyduk tek vücutken ?
Tenin titremiş, karnın kasılmış ve Ab-ı Hayatını bulaştırmış mıydın dudaklarıma ?
Pardon !
Yüzünüze dokunmuş muydum parmak uçlarımla ?
Gözlerin, çenen, burnun ve elmacık kemiklerin...
Aklıma kazınmış mıydı hepsi ?
Pardon !
Sizi hiç sevmiş miydim ?
Acizane, naçizane Ben gibi...
Pardon !
Sanırım sizi birisine benzettim.
Sizinle daha önce tanışmış mıydık ?
Öpmüş müydüm dudaklarınızı umarsızca. Kokunuzu -nefesim kesilene dek- içime çekmiş miydim ?
Gözlerinize bir göz mesafesinde yıllar yılı dalmış, ama aklıma ne renk olduklarını bir türlü getirememiş miydim ?
Pardon !
Sizinle daha önce hiç sarhoş olmuş muyduk ?
"Koo götüne" demiş miydik dünyanın ?
Şaraptan "zil" olup kahkahalar atmana, bakışlarındaki şehlalığa sayfalar dolusu kelime kurban edeceğimi söyleyip her seferinde unutmuş muydum ?
Pardon !
Sizinle daha önce hiç sevişmiş miydik ?
Sularımız karışmış mıydı ?
Hayatı unutmuş muyduk tek vücutken ?
Tenin titremiş, karnın kasılmış ve Ab-ı Hayatını bulaştırmış mıydın dudaklarıma ?
Pardon !
Yüzünüze dokunmuş muydum parmak uçlarımla ?
Gözlerin, çenen, burnun ve elmacık kemiklerin...
Aklıma kazınmış mıydı hepsi ?
Pardon !
Sizi hiç sevmiş miydim ?
Acizane, naçizane Ben gibi...
Pardon !
Sanırım sizi birisine benzettim.
22 Mayıs 2014 Perşembe
Hediye
Hediyesidir sahibesinin.
Bekler durur bir gün ellerinin terine bulaşma sevdası ile.
Ve kutlar uzaktakinin bilmem kaçıncı yaşını.
6 Mayıs 2014 Salı
Paradoks
Beynimi tutuşturan yangınlar ve içinden çıkılmayan paradokslar var sanki.
Kendimi ilk yalnız kaldığım halde buluyorum bazen.
Bazen ilk ağladığım.
Bazen Arçibılla ilk karşılaştığım.
Bazen kavga ettiğim, adamakıllı dayak yediğim...
En çok kıraç, tozlu ve sıcak bir coğrafya da.
Beynim yanıyor, tutuşuyor.
...
ve sonra dönüyorum yine kendime, olduğum an'a; geceye.
Göz kapaklarım uykunun emrinde ve bedenim ruhumdan bağımsız.
...
Mide bulantıları ve kusamamaklar arasında, üstüm başım olanca kir içinde.
Dönüp dolaşıp yine "kendime" geliyorum.
Paradoks;
Nefret ediyorum,
Seviyorum...
Kendimi ilk yalnız kaldığım halde buluyorum bazen.
Bazen ilk ağladığım.
Bazen Arçibılla ilk karşılaştığım.
Bazen kavga ettiğim, adamakıllı dayak yediğim...
En çok kıraç, tozlu ve sıcak bir coğrafya da.
Beynim yanıyor, tutuşuyor.
...
ve sonra dönüyorum yine kendime, olduğum an'a; geceye.
Göz kapaklarım uykunun emrinde ve bedenim ruhumdan bağımsız.
...
Mide bulantıları ve kusamamaklar arasında, üstüm başım olanca kir içinde.
Dönüp dolaşıp yine "kendime" geliyorum.
Paradoks;
Nefret ediyorum,
Seviyorum...
30 Nisan 2014 Çarşamba
Arçibıl'la Sohbetler Serisi - Vol VII
Arçibıl: Ben geldim abi.
Hoşgeldin. Düzelebildin mi ?
Arçibıl: Nefes aldım, gece gördüm, gündüz gördüm, düşündüm, konuştum, sustum...Ama içimde hala "Neden" sorusuna cevap bulamadım be abicim.
Boşver dostum. Bazen soruların bir cevabı, olanlarınsa bir Neden'i yok işte. "Olması gerekliliği" var, yaşanması, yapılması gerekliliği. Ya da yaşanmaması, bitirilmesi gerekliliği...Kader belki.
Arçibıl: Geçer belki yara. Ama ya sızısı, ya izi ?
Onlar hep taze kalacak dostum, onlar hep taze.
Arçibıl: Sana kızgınım biliyorsun değil mi ?
Biliyorum. Savunacak birşeyim yok. Sadece yapmalıydım bunu, biliyorsun.
Arçibıl: ...
Gel hadi, "kooo" diyelim gitsin.
Arçibıl: Abicim.
Yara geçecek sızısı kalacak dostum...
Hoşgeldin. Düzelebildin mi ?
Arçibıl: Nefes aldım, gece gördüm, gündüz gördüm, düşündüm, konuştum, sustum...Ama içimde hala "Neden" sorusuna cevap bulamadım be abicim.
Boşver dostum. Bazen soruların bir cevabı, olanlarınsa bir Neden'i yok işte. "Olması gerekliliği" var, yaşanması, yapılması gerekliliği. Ya da yaşanmaması, bitirilmesi gerekliliği...Kader belki.
Arçibıl: Geçer belki yara. Ama ya sızısı, ya izi ?
Onlar hep taze kalacak dostum, onlar hep taze.
Arçibıl: Sana kızgınım biliyorsun değil mi ?
Biliyorum. Savunacak birşeyim yok. Sadece yapmalıydım bunu, biliyorsun.
Arçibıl: ...
Gel hadi, "kooo" diyelim gitsin.
Arçibıl: Abicim.
Yara geçecek sızısı kalacak dostum...
28 Nisan 2014 Pazartesi
T....
Sıradan bir akşamüstü.
Arnavut kaldırımlı bir sokağın tam köşesinde çıktın yine karşıma.
Yanakların olanca allığıyla yine güzel.
Ve gülümsemen de.
On yıldan fazla geçmiş aradan.
Sende birkaç kırışık ve bende biraz beyazlamış saç.
Bayan T.
İzmirin güzel kızı...
Kısa bir an bile olsa seni görmek,
Güzeldi...
Arnavut kaldırımlı bir sokağın tam köşesinde çıktın yine karşıma.
Yanakların olanca allığıyla yine güzel.
Ve gülümsemen de.
On yıldan fazla geçmiş aradan.
Sende birkaç kırışık ve bende biraz beyazlamış saç.
Bayan T.
İzmirin güzel kızı...
Kısa bir an bile olsa seni görmek,
Güzeldi...
14 Nisan 2014 Pazartesi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






