30 Nisan 2013 Salı

Arçibıl'la Sohbetler Serisi - Vol IV

Arçibıl: Hadi abicim çık artık neredeyse. Bak bu kez ben çağırıyorum seni.
Yorgun ve yoğunum Arçibıl, sanki 24 saat yetmiyor.
Arçibıl: Hmmm
Hmmm ya.
Bunalıyorum bu aralar, ara ara değil her vakit, sık sık seyahat ediyorum üstelik.
Belki bahar çarpıyor bilmiyorum, agresifim, depresifim vesaire.
Düzelirim belki bilmiyorum.
Sık sık Amy ablayı dinliyor ve bu dünyadan göçüşüne küfrediyorum.
Arçibıl: Abim, güzel abim.
Kadim dostum, boşver beni, düzelirim belki. Hadi beraber dinleyelim...




25 Mart 2013 Pazartesi

Oral Sex Klavuzu(Erkekler İçin)


Fi tarihinde verdiğim açıklamalı "Anal Sex Klavuzu"muzdan sonra düşündüm, düşündüm, düşündüm.
Yoooook, bu yazıyı düşünmedim yahu, farklı şeyler vs.
Tam da şu an otururken dedim ki kendi kendime "Eh bir insan Anal sex kıvamına gelmişse bunun bir de öncesi olmalı". Biz kitabın orta yerinden, hatta sonuç bölümünden konuşmuş ve fakat "Giriş" bölümüne değinmemişiz, buyrun size giriş bölümü...


Malzemeler:  

Bir adet bayan, çıtır, cıvır, işveli&cilveli hatun kişisi.
Dil(sizde mevcut)
Farklı aroma isteyenler için, çikolata-reçel-bal-marmelat-dondurma vs.

Yapılışı:

Hatun kişi ile öncelikle pozisyon konusunda fikir birliği yapılmalıdır. Eğer bu aşamada fikir birliği yapılmışsa yahut süreç simültane gelişmişse ve kafa bacakların arasındaki yerini almışsa lütfen "Hangi pozisyonda yalanmak istersin şekerim" kıvamında konuşmalar yapmayınız, olayı çirkinleştirmeyiniz.
Öncelikle bilinmesi gereken klitorise yapılacak bir zemin etütünün size olumlu olarak geri döneceğidir.


Zemin etütü derken sondaj makinasıyla hatuna işlem yapmayı aklına getirenlerin "malzemeler" kısmına bir kez daha göz atmalarında fayda olduğunu belirtirim.
Klitorise yapılacak ufak dil dokunuşları yavaş yavaş bu noktanın belirginleşmesine ve sertleşip hatun kişiden "off, ahh, eveeeeeeet" benzeri sesler çıkmasına yol açacaktır. Ancak hatun kişiden "hiii, abiiim yada hiii kocaaam" benzeri bir ses çıkmışsa arkanızı dönmeden eşhedüyü çekmek size ölmeden önce zaman kazandırabilir.  
Eğer herşey yolundaysa ve süreç doğru işliyorsa vajina dudaklarında şişme(bazen yanlara doğru açılmalar) olmasının yanı sıra vajina deliğinden sıvı transferi de başlayacaktır. Burada dikkat edilecek bir konu ise hangi delikten sıvı geldiğidir. Bilindiği üzere vajinadaki iki delikten biri üretra, diğeri ise rahimle alakalıdır. Bizi ilgilendiren delik ise rahimle alakalı olandır. Ancak olur ya "pissingsever" bir hatuna denk geldiyseniz üretradan çıkan sıvıyı(bildiğiniz çiş işte) suratınızda bir tazyik ile hissedebilirsiniz. Bu durumda ağız burun kapatarak(eğer bu özel bir fanteziniz değilse) bulunduğunuz koordinatı değiştirmekte fayda olacaktır.
(Sizi bilmem ama çiş olayı, hele ki surata; fena hemde çok fena)

Bu konuda da anlaştığımıza göre asıl konuya dönebiliriz. Vajinadan sıvı gelmeye başladığında(artık hangi sıvıyı kasdettiğimizi biliyoruz) birşeyler yolunda demektir. Bundan sonra işin asıl eğlencesi başlar. İsteğe göre vajina dudaklarını dudakların arasına alıp emmek, dilin vajinaya giriş çıkış yapması hanenize artı puanlar sağlayacağı gibi, hatun kişininde zevkli dakikalarını daha da yükseklerde yaşamasına yol açacaktır. Tabii ellerim boş kalmasın diyorsanız tercihe bağlı olarak hatun kişiyi okşamak, meme uçlarını sıktırmak, ya da parmakların vajina yada kıç deliğini uyarması karşılıklı hazzı arttırabilir. Ancak ellerim bomboş diyerek saçmalamaya gerek yoktur. Hazır eller boşken dağılan çarşafı düzelteyim, burnumdaki tatağı alayım falan; yapmayın bunları. Bak hele burundaki tatağı hiiiiç yapmayın. Ulen midem bulandı, bari yaptın git ellerini yıka be adam.
Dikkatli okuyucular malzemeler listesindeki bal, reçel vs'yi henüz kullanmadığımızı farketmişlerdir. Bunları tercihe bağlı olarak vajinaya, klitorise, yada meme uçlarına sürerek oral seksi hem kendiniz, hemde partneriniz için daha keyifli bir hale getirebilirsiniz. Ancak burada da dikkat çekmek istediğim özellikle bir konu var. Lütfen bal kullanacaksanız outdoor çalışması yapmayın. Hayır sonra civardaki arıların ve ayıların sizler için neler yapabileceğiniz görmek pek iyi sonuçlar doğurmayabilir.
Geldik işin özellikle hatun için en keyifli, erkek için en dikkat edilesi boyutuna:"Boşalma anı"
O an itibarı ile hatun kişi zevkin doruğuna çıkarken bacaklarını öyle sert ve sıkı kapatacaktır ki kadınların en kuvvetli kasının sadece çene kaslarını olmadığını anlayacaksınız.

(Birde bunun konuştuğunu düşünsenize, of offf)

Kadın tam boşalırken mümkünse kafanızı rahat nefes alabileceğiniz bir noktaya çekin, yada derin bir nefes çekip tutun. Unutmayın kadınların orgazmı esnasında nefes alamamaktan dolayı ölmüş yada beyne yeterli oksijen gidemediğinden idiot olmuş nice koçyiğitler var.
Netice itibarı ile lütfen aşağıdaki gibi bir orgazm beklemeyin. Belli bir miktar sıvı gelmesi normaldir, ama olur ya hatunun böylesine denk gelirseniz de hatunla yaşayacağınız bir sonraki oral seks maceranıza şemsiye ve yağmurlukla gelmeniz yararınıza olacaktır.
 
Bir sonraki klavuzda görüşmek dileğiyle...

18 Mart 2013 Pazartesi

3G

Nedir abicim bu 3G diye sordum, alelacele bana şu cevabı verdi "Iıııı, hani olum bu telefonda oluyor ya, internet şeysi. Böyle görüntülü falanda konuşuyorsun".
"Allahın tosbağası" diyesim geldi bir anda. Ne telefonu, ne interneti !
Onca yıldan sonra gördüğümde hacmen büyüttüğün götün, göğsün ve göbeğinden bahsediyorum sana.

Gülümsedi...
Sende fena değilsin dedi, gülümsedim.
Açık büfeden tabaklarımıza olanca ızgaraları doldurup gazlı içecekler eşliğinde içimizdeki gazlarımızı atıverdik karşılıklı.

5 Mart 2013 Salı

Sahi, Sen Hiç ... Dinler miydin ?

Şubat ayının son haftası...
Ankara.
Tıpkı seninle konuştuğumuz gibi, kıçım -az da olsa- buz tutuyor.
Aklımdasın, oturuyor ve bira yudumluyorum sayamadığım sigaralarla.
İçeride şarkı söyleyen üç amatör müzisyen.
Neşelendirmeye çalışıyorlar aslında ama, sanki herkes biraz hüzünlenmeye gelmiş oraya o gece.
Bir şarkı istiyorum çalmaları için, onlar çalıyor ben eşlik ediyorum.
Eşlik ederkende aklıma hep sana sormayı düşünüpte soramadığım o soru geliyor:
"Sahi, Sen hiç Ahmet Kaya dinler miydin ?"



Sen; belki bunları hiç okuyamayacaksın, olsun.

31 Ocak 2013 Perşembe

Otobüsler Üzerine

Giriş Notu: Hayatımın önemli bir parçası gibiydi hep seyahatler, bir şehirden bir başka şehire. Uçak yolculuklarının -aslında bilet fiyatlarının ucuzlaması kastedilmektedir- bu denli revaçta olmadığı dönemlerde sık sık seyahat ederdim otobüsle. Ve bu eski dostla hala sıkı bir bağımız vardır. 

Hareket problemlerinin atasıydı A şehrinden B şehrine giden otobüsler. A şehrinden kalkar durmaksızın 60 km/saat yada 80 km/saat sabir hızla ilerleyip B şehrine varırlardı. Arada bir diğer otobüsle nerede karşılaşacakları sorulurdu, o da hep muammaydı bizim için.

Oysa problem hiçte düşünüldüğü kadar kolay değildi. Hangi otobüs terminalden 80 km hızla fırlar yada diğer terminale aynı hızla girerdi ki ? Kaldı ki hız sınırı getirilene kadar benim gördüğüm hiçbir şoför 80 km ile otobüs kullanacak kadar yavaş değildi. Ayrıca hangi otobüs mola vermeden bir şehirden bir başka şehire giderdi ki ? Mola yerlerinde yapılan anonslar "Şakşak Turizmin yavşak yolcuları" geyiğine ne de meze olmuştu bir zamanlar. Kaldı ki mola yerlerinden hareket edilecekken hep gelmeyen bir yolcu olur, muavin yolcu avına çıkardı.
Problemlerin bize anlatmadığı çok şey vardı. Bu arabaların yakıtı, yağı, suyu vs. Tüm bu masraflar gözardı edilir sürekli A şehri ile B şehri arasında mekik dokutturulurdu. Hem çalışanlara yazık değil miydi, köle miydi bu insanlar iki şehir arasında ?

 Muavinlerden bahsedilmezdi mesela problemlerde, ama muavinler oldum olası problemdi gözümde. "Beyefendi sizi arka tarafa alalım" diye başlayan çok cümle duyup kavga etmişliğim vardır bu meslek grubu çalışanlarıyla. Her yolculuğa "Otobüsümüze hoşgeldiniz, bizi sizler var ettiniz" ile başlayıp "Bir ihtiyacınız olursa yukarıdaki kırmızı ışığa yada 15 dakikada bir yapacaım kontrollerde bana bildiriniz" diyen bu arkadaşlar, bırakın 15 dakikayı yaptıkları ilk servisten sonra dönüp size bakmazlar, üstüne üstlük gece boyu da fosur fosur uyurlardı. Ekstra su istediğinizde size düşman gibi bakarlar, "al zıkkım iç" bakışıyla size bir bardak suyu zehir ederlerdi. E hani sizi biz var etmiştik, şimdi ne oldu ? Neyse!
Birde "Bayan yanı" muamması vardı hep. Bir erkek için bu durum "Oooo Yeah" kıvamındayken, kadın ve otobüsteki diğer yolcu ve personel için namus meselesine dönebiliyordu. Sanırım otobüste geçen seks hikayelerine kendimizi çok inandırmıştık. Yanımıza bir bayan düşünce gece boyu limitsiz seks aklımızdan çıkmazken, yanımıza düşen bir bayan bizi potansiyel "Nuri Alço" belliyordu.
Ama tüm bunlar hikayelerde kaldı. Hiçbir otobüste sevişmişliğimiz olmadı; cama kafamızı dayayıp otobüste gözümüze kestirdiğimiz cıvırla seviştiğimizi düşünürken olduğumuz ereksiyonları saymazsak. 

Son Not: Şimdi hala o otobüsün A şehrinden B şehrine kaç saatte gittiğini merak ediyor musunuz ? 

10 Ocak 2013 Perşembe

Türküz, Doğruyuz, Erkeğiz, Penis Boyu Hakkında Biraz Yalancı Olabiliriz

Yıllar öncesinde bir haber vardı.

Bir prezervatif markası, Türkiye pazarına girmeden düzenlediği bir anketle Türk erkeğinin penis boyunu öğrenerek pazara girmeyi düşünür.
Teoride mantıklı olan bu fikir, pratikte, Türk erkeğinin: "Abi valla kafası hariç 22 cm. ve damarlı benimki" söylemleriyle ve "Gecede çıkarmadan en az 5 posta atarım" nidaları eşliğinde çuvallamıştı. Hatta Türk erkeği ileri gidip, erken boşalma nedir abi ? Başladım mı Lombardini su motoru gibiyimdir, kesintisiz 3 saat çalışırım gibi iddialarda ortaya atmıştı.
Firmanın elde ettiği sonuçlara göre Türkiye pazarına XL boy diye tabir edilen büyük boy ve geciktiricisiz prezervatifle girilmesi kararı alınırken, firma bunun kendisi için büyük bir maddi hezimet olacağını bilemezdi.



İşin tuhaf boyutu kimsenin Small ( küçük) boy prezervatif almaya da yanaşmamasıydı. Öyle ya kasiyerin elinizdeki prezervatif kutusuna bakarak "Abi seninkide bamya kadar birşeymiş" bakışları fırlatarak gülümsemesi olasıydı.

Firma her ne kadar satışlara müdehale etsede ellerinde kolilerce XL prezervatif kalmıştı.
Şahsi fikrim; elde kalan bu prezervatifler köylerde başıboş gezen at yada eşeklerin nüfus kontrolünde kullanılabilirdi, ama tren kaçtı.
Ya da firma dolgulu sütyen mantığıyla dolgulu prezervatif üreterek Türkiye pazarında ettiği zararı bertaraf eder, hatta kar edebilirdi., olmadı

Netice itibarı ile;
Türk erkeğiyiz kardeşim, penis boyutumuz 22 cm. Ama gel gör ki yabancı mihraklar elin küçük çüklü Filipinlilerini aramıza sokup düşürüyorlar ortalamayı.



Yoksa bir gecede çıkarmadan 5 posta, durmadan 3 saat pompa bize yabancı değil.
Sevgiler.

3 Ocak 2013 Perşembe

Summer Wine

İçimdeki "Anarşist" yandın Sen...
Dünyaya "koo gitsin" dediğimdin, hayatı "sikime" takmadığım...
Hakkımı savunduğum, duvarları tekmelediğim, camları taşladığım.
Senin adına "slogan" attığımdın.
...
İçimdeki "Fahişe" yandın Sen...
Seninle günbatımına karşı ayaklarımız denizin içindeyken şarap içmeliydik.
Evin içinde çıplak dolaşmalı, etimiz birbirini çektiğinde sevişmeliydik.
Sen "ıslak" bir kadın, ben "sert" bir erkekken birbirimize tırnaklarımızı geçirerek, dudaklarımızı kanatarak sahip olmalıydık. 
Boşalan iki tenden dingin iki ruha geçmeliydik, başın göğsümün sol yanında, başın ait olduğu yerde.
...
İçimdeki "Kadın" yandın Sen...
Arabesk olmalıydık bazen; rakımı ellerinle içirmeli, dizimin dibinde beklemeliydin.
Ellerimle ödüllendirmeliydim seni, seni; küçük kedimi...
Saçlarını ellerimle toplamalı, omzunu öpmeli, "dövmene" bakmalıydım; sanki her sefer ilk kez görüyormuşçasına...ve Sana aman nazar değmemeli...
Gözlerinden, dudaklarından öpmeliydim ve elmacık kemiklerinde parmak uçlarımı gezindirmeli.
...
İçimdeki "Çocuk" yandın Sen...
Koynuma alıp sarıp sarmayalasım geldiğimdin, yanımda minnacık kalandın
Azıcık kızmışken Sana, büktüğün dudaklarına bir ömür tapılasıydın.
Üşümüş ellerini ayacıkları sarıp sarmalanasıydın.
...
İçimdeki "Ben" yandın Sen...
Ruhumun bir parçası olduğunu bildiğim, suretini ise bedeninde bulduğumdun.
Bir kelimenle erkek,
Bir kelimenle çocuk,
Bir kelimenle adam olduğumdun. 

İçimdeki "Tuhaf" yandın Sen;
Bu şarkıyı dinledikçe hala Senli hayaller kurabildiğimdin, kurabildiğimsin...

27 Aralık 2012 Perşembe

Ben Sana Küsüm....

Gecenin yarısında uykusuzluğuma sebepsin hala,
Sabah uyandığımda "ilk düşündüğüm şey" olduğun gibi.
Düşündükçe içimin çekildiği, gözümün dalıp gittiğisin.
Sinirlendiğim, sövdüğüm ama hala sevdiğimsin.
Etten kemikten varolduğunu bildiğim, orada, hani tam orada dururken elimi uzatamadığım, eline dokunamadığımsın.
Bir "Ömrüm"e bir ömür verilesisin.
Tırnakların içimi yırtıp, kanatırken tüm bunların da ilacısın.
Karşında bir çocuk,
Karşında bir erkek,
Karşında bir sahip,
Karşında bir köle,
Karşında kimsesiz kalılasısın.
Özlemim, özlediğim, içimin sızısısın.
Bir garipsem, sebebisin, sebebi Sen'sin.
Görmeyen gözlerle sevmek, dokunulmayan teni tatmak, doğmadan hürriyete kavuşmak gibiydin, gibisin...
Etime tırnak, tırnağıma et gibisin.
Sol yanımın sahibesi, sarıp sarmalamaya hasretliğimsin.
Küssemde kızsam da, içimin "cız" ettiğisin.
O, Sen'sin.

25 Aralık 2012 Salı

Keyif

Aldım keyfimi yanıma düştüm yollara...
Fazla açılmamıştım da limanımdan, "hah" dedim, "şurası iyidir".
Bir elimde 18 yaşından küçüklere satılması sakıncalı şey ve bir diğeri ona eşlik etti.
Bir elim soğuktan üşürken diğer elimin dumanı üzerindeydi.
Mevsime inat, tepemde yakmayan bir güneş, karşımda kadim dostum deniz..
Keyfimiz yerindeydi.